Tem
31st

3G Nedir?

Yazan: Cafer Kara

3. Nesil GSM Hizmetleri (3G ya da 3N) üçüncü nesil kablosuz telefon teknolojisilerine verilen genel addır. Aynı 1G ve 2G gibi, hücresel bir ağ sistemi kullanır. 3G teknolojilerine örnek olarak Universal Mobile Telecommunications System (yani Evrensel Mobil İletişim Sistemi) anlamına gelen UMTS verilebilir. Bunun yanında Kuzey Amerika’da kullanılan CDMA2000 ve Japonya’da Freedom of Mobile Multimedia Access (Mobil Çoklu Ortam Erişimine Özgürlük) anlamına gelen FOMA standardları da bir 3G teknolojisidir.

UMTS klasik frekans veya zaman çoklu iletişim (multiple access) tekniklerinden prensip olarak cok farklı olan kod çoklu iletişim CDMA (Code Division Multiple Access) teknolojisini kullanir. Bir çeşit dağınık frekans (spread spectrum) tekniği olan bu teknolojide kullanıcılar 5MHz genişligindeki aynı banttan haberleşirler. Her vericinin sinyali özgün bir yonga koduyla çarpılarak (bu kodun hızı 3.84Mchips/s) 5MHz genişliğindeki spektruma yayılır. Alıcı da bu spektruma yayılmış sinyali aynı yonga koduyla çarparak veriyi elde eder.

(daha fazla…)

Bu Kategorideki Diger yazılar:


Tem
30th

Anlasana

Yazan: Cafer Kara

Duyuyor musun?
Anlatıyorum Seni
Anlattıkça daha çok güveniyorum
Ve güvendikçe
Daha fazla saygı duyuyorum
Sana Derinden…

Hissediyor musun?
Düşünüyorum Seni
Düşündükçe daha çok anlıyorum
Ve anladıkça
Daha fazla inanıyorum
Sana Gönülden…..

Biliyor musun?
Özlüyorum Seni
Özledikçe daha çok Seviyorum
Ve sevdikçe
Daha fazla Aşık oluyorum
Sana Yeniden…

Bu Kategorideki Diger yazılar:


Tem
30th

Ayakta Su İçmek Hasta Ediyor

Yazan: Cafer Kara

http://www.caferkara.org/resimler/su.jpg

Günlük telaş içinde bazen su içmeyi unutuyoruz! Çok susayınca da dikkat etmeden acele ile içiyoruz. Peki, sonuçlarını düşünüyor muyuz? Sağlığımız için suyu nasıl içmemiz gerektiğini biliyor muyuz?

İşte su içmenin adabı!

Midenin vazifesi gıda maddelerini depo edip on iki parmak barsağı tarafından kabul edilecek hale getirmektir. Bu işi mide hareketleri ve salgıları ile yapmaktadır.

Yemek boru’sunun mideye girdiği yere yakın, kalpte olduğu gibi, elektriki akımlar (stimulus) çıkaran bir yer vardır. (Pacernaker) Buradan 8–10 saniyede bir “elektriksel” stimulus çıkıyor ve bunun neticesi kaslarda kasılmalar meydana geliyor. Kasların kasılması ile başlayan bu dalga midenin çıkış yerine (pilor) doğru ilerliyor. (Peristaltik hareket). Ayrıca antrum denen midenin aşağı kısmındaki kasların kasılması ile kalp hareketlerini andıran sistolik hareketler olur. Bu kasılmalar mide boşluğunu tıkayacak kadar şiddetli olur. Bunlardan başka mide içindeki gıda maddelerini boşalttıktan sonra olduğu gibi küçülür. Bu durumda ancak 50 ml sıvı alabilir.

Yediğimiz yemekler önce midenin küçük eğriliğinin alt kısmında bulunan açının (İncisura angularis) yukarısında birikir. Yalnız sulu veya yarı sulu gıdalar antruma geçer.

Yiyecek maddeleri mide hareketlerini başlatır. Mide duvarındaki gerilmelerine ve mide içindeki pH değişiklikleri (asit miktarı) ile uyarılan duyu alıcı hücreler (reseptör) vardır. Mide duvarındaki bu hücrelerden alınan duyular götürücü parasempatik (Vagus amiri) ve sempatik sinir lifleri aracılığı ile beyin ve omuriliğe naklolunur. Sonunda parasempatik merkezlerin faaliyeti azaltılır ve mide hareketleri yavaşlatılır.

Mide faaliyetini düzenleyen esas mekanizma duodenum (12 parmak barsağı ile alakalıdır. Bu mekanizmalardan birisi lokal (mevzii) dir. İzotonik Hidroklorik asit, yağ, süt, krema, hiportonik veya hipotonik maddeler (osmotik basınçla) 12 parmak barsağının ilk kısmını uyarır. Burada osmotik basınca hassas alıcı sinir hücreleri (osmoreseptor) vardır. Bu duyalar sinir lifleri vasıtası ile mideye iletilir ve mide faaliyetini yavaşlatır. Duodenum içi pH 6 dan düşük olursa midenin boşalması durur. Mide faaliyetlerini 12 parmak barsağı tarafından düzenleyen ikinci mekanizma kan ve hormonlarla alakalıdır. Yağların 12 parmak barsağı ve ince barsak cidarına (mukoza) teması sonucu açığa çıkan ve enterogastron denen hormon kana geçer ve bu yolla mideye gelir. Bu hormon mide hareketlerini azaltır ve piloru gevşeterek gıdaların mideden tahliyesini temin eder.

Mide açken dakikada üç defa açlık kasılmaları olur. Kişi bunu açlık hissinden kramp tarzında ağrılara kadar değişik şekilde hisseder. Bu durum 10 ile 60 dakika devam eder. Daha sonra mide bir ile iki buçuk saat istirahata çekilir.

Burada şunu belirtelim ki insan midesinin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır. Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak barsağına geçer. Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında Waldeyerin mide caddesi denen bir oluk bulunur. Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını (pilor) geçerek 12 parmak barsağına (duodenum) geçer. Eğer insan sıvı gıdayı oturarak içerse bunlar önce midede birikir, asitle karışarak mikropları ölür ve sonra 12 parmak barsağına geçer. Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan kolera da dâhil, birçok intan hastalıklarından korunmuş olur. Rastgele yerde meşrubatı alıp ayakta içenler bu tehlikeye daha fazla maruz kalırlar.

Bu Kategorideki Diger yazılar:


Tem
27th

Kadının En Tatlı Yeri Neresidir?

Yazan: Cafer Kara

Henüz kırılmamışsa kalbidir.

Kırılmışsa ıslak bakan gözleri.

Artık ağlayamıyorsa dudağının kenarına yerleşmiş hüznü.

Hüznü bile hissetmiyorsa artık buz tutmuş parmakları

Isınmıyorsa konuşmuyorsa ve artık hiç gülmüyorsa.. anılarda kalmış çocukluğudur.

Ama muhakkak tatlı bir yeri vardır kadının. Yeter ki severek bakan bir çift göz olsun üstünde. Kadın severek gösterir sakladığı tadı….

Bu Kategorideki Diger yazılar:


Tem
27th

Güzel Poz Vermenin 10 Kuralı

Yazan: Cafer Kara

Artık fotoğraflarda kendimizi beğenmeme dönemi sona erdi, işte poz vermenin 10 sırrı :)

1. Bakışlarınızı odaklayın. Poz verirken gözlerinizi kamera lensinin biraz üzerine odaklayın. Başınızı hafifçe öne çıkarıp, çeneninizi aşağı indirin.

2. Dilinizi dişlerinizin hemen arkasına yerleştirip gülümseyin. Bu hareket ifadenizi rahatlatacaktır.

3. Omuzlarınızı vücudunuza hizalayın ancak kendinizi kasmayın. Daha doğal bir görüntü vermek isterseniz omuzlarınızı hafifçe geride tutabilirsiniz.

4. Beyaz duvara karşı kıyafet denemesi yapın. Bir ağaç altında ya da pencere kenarında doğal bir ışık kaynağının altında durun. Yalnız bu noktada küçük bir detaya dikkat edin. Doğru renginizin ne olduğuna iyi karar verin.

5. Kendinize kural edinin! Şekilcilikten uzak durun.

6. Fotoğraflarda herşey olduğundan daha abartılı görünür. Bu yüzden kadınlar makyaj yaparken çok dikkatli olmalı. 30 yaşın altındaki bayanlar için biraz maskara ve dudak parlatıcısı; 30 yaş üstü bayanlar için ise kusurları biraz saklamak fotografta güzel çıkmak için yeterli olacaktır.

7. Klasik fotoğraf verme pozunu sık sık tekrarlayın. Vücudunuzu kameraya göre biraz yan döndürün.Bir ayağınızı diğerinin önüne koyun ve omuzunuzu fotoğrafçıya yaklaştırın. Eğer yüzünüz önde olursa bedeniniz çok daha büyük görünür.

8. Boydan çekilen pozlar için göbeğinizi içinize çekin ve omuzlarınızı geriye atın. Düz bir sırt ile kameraya gülümseyin.

9. Fotojenik insanları ve güzel çıktığınız fotoğrafları inceleyin. En iyi açınızı belirleyin. En güzel çıktığınız fotoğraflara bakarsanız hep gülerken ya da iyi zaman geçirirken çekilmiştir. En iyi sonuçları kameradan korkmadığınız zaman alırsınız.

10. Fotoğraf çekilmeden önce gözlerinizi kapatın ve tam çekmek üzereyken yavaşca açın.

Bu Kategorideki Diger yazılar:


Tem
25th

Mesela Sevebilirdin Beni

Yazan: Cafer Kara

Bile bile girdim bu oyuna. Ne olursa olsun hep dışında kalacağımı bile bile, beni oyununa al istedim.

Bir kenarda durup senin yaşamını izleyerek sessizce sıramı bekledim. Ve hep sevdim seni. Sen gülerken, ağlarken, severken, kanarken, kanatırken, orada öylece durup sevdim seni. Elimden de başka birşey gelmedi.

Hiç şikayet etmedim senden. Hiç şikayet etmedim sevginden. Hiç şikayet etmedim sevgisizliğinden. Asla sevilmek için sıramın gelmeyeceğinden.

Bilerek girdim bu oyuna. Ve çıkıp gitmeyi, seni bırakmayı, seni artık sevmemeyi göze alamayacağıma göre şikayet etmeye de hakkım yoktu.

Kendimce sebepler buldum. Kendimce haklar verdim, kendimce haklar aldım kendimden. Sadece küçük bir ihtimal için kendimce senin oyunlarınla savaştım.Senin hayatın tüm gerçekliğiyle sürüp giderken gözlerimin önünde, ben kendime yalanlardan bir yaşam yarattım.

Hiç şikayet etmedim. Hiç suçlu aramadım. Çünkü ben bunları sadece kendim için yaşadım.

Kendim için sevdim seni. Seni sevmek beni yaşama yakın tuttuğu için. Seni sevdikçe kendime bağlandığım için. Seni sevdikçe herşeyi sevdiğim için.

Ben bunları kendim için yaptım.

Hiç bir zaman bir hayatım olmayacağını bile bile. Senden bir hayat istemeye hakkım olmadığını düşüne düşüne. İçten içe beni çok sevmeni isteyerek ve bunun hiç olmayacağını bilerek sevdim seni.

Elimden de başka bir şey gelmedi.

Sonra yoruldum orada öylece durmaktan. Dahil olmadığım bir yaşamı izleyerek içindeymişim gibi davranmaktan. Yoruldum dışarıda kalmaktan. Buna hakkım yoktu farkındaydım. Çünkü ben bunları kendime, kendim yaptım.

Zor zamanlarında elinden tutarken bunun bir anlamı olmadığını bile bile yaptım. Sen ağlarken kanayan yüreğimin yalvarışlarını duymayacağını bile bile sarıldım sana. Sen hayattan vazgeçerken umurunda olmadığını bile bile yalvardım. Sadece bir an için seni mutlu edebilirsem, dünyanın en mutlu insanı olduğum için çırpındım seni mutlu etmek için.

Sadece kendim için.

Aciz bir aşktı bu. Bencil bir aşktı bu. Çaresiz ve imkansız bir aşktı bu.

Ama yine de çok büyük bir aşkla yaşadım bunları.

Sadece kendim için yaşadım.

Yoruldum sonra. Sen de benim için birşeyler yap istemeye başladım. Benim için yapacak hiç birşeyin olmadığını bile bile istedim.

Mesela sevebilirdin beni.

Seni sevdiğim kadar olmasa da sevebilirdin, az da olsa, bir anlık da olsa, gücün ne kadarına yetiyorsa mesela…

Bu Kategorideki Diger yazılar: