7

Ekim
2009

Parmak Çıtlatmanın Yararları ve Zararları

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Genel Bilgi  |  Yorum: Yok   |  
Kimi insanlar, her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buralardan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar durumlarından memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde örneğin, parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü ve bu kapsülün içinde de, kemiklerin hareketleri sırasında, buraları yağlayan bir sıvı bulunmaktadır. Bu sıvının içinde erimiş durumda oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte duyduğumuz bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar sonucunda gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerlerinin hareket yeteneğini artırır. Kuşkusuz ki bu eklem yerlerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır.
Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekmiş olsanız, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15- 20 artırır. Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsanız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır. Tüm bu açıklamalar, deneylerde kanıtlanmasına karşın, yine de bu kadar küçük gazın, bu denli büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hâlâ bilinememektedir.
Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığına çıktığı sanılıyor.
Peki, parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuza zararlı mı? Bunu alışkanlık biçimine getirenlerde, eklemler çevresindeki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısıyla elin kavrama gücü azalmaktadır.

Kimi insanlar, her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buralardan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar durumlarından memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde örneğin, parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü ve bu kapsülün içinde de, kemiklerin hareketleri sırasında, buraları yağlayan bir sıvı bulunmaktadır. Bu sıvının içinde erimiş durumda oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte duyduğumuz bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar sonucunda gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerlerinin hareket yeteneğini artırır. Kuşkusuz ki bu eklem yerlerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır.

Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekmiş olsanız, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15- 20 artırır. Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsanız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır. Tüm bu açıklamalar, deneylerde kanıtlanmasına karşın, yine de bu kadar küçük gazın, bu denli büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hâlâ bilinememektedir.

Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığına çıktığı sanılıyor.

Peki, parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuza zararlı mı? Bunu alışkanlık biçimine getirenlerde, eklemler çevresindeki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısıyla elin kavrama gücü azalmaktadır.

Bu Kategorideki Diger yazılar:


7

Ekim
2009

Sonucu Görünce Şaşıracaksınız :)

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Genel Bilgi  |  Yorum: Yok   |  
Ayakkabı numaranızı 5 ile çarpın,
Çıkan sonuca 50 ekleyın,
Çıkan sonucu 20 ile carpın,
Çıkan sonuca 1009 ekleyın,
Ve son olarak doğum yılınızı sonuçtan cıkartın
Karşınıza 4 rakamlı sayı çıkacakİlk iki rakam ayakkabı numaranız,son iki rakam yaşınız
(Buçuklu sayılar kullanmayın)

Ayakkabı numaranızı 5 ile çarpın,

Çıkan sonuca 50 ekleyın,

Çıkan sonucu 20 ile carpın,

Çıkan sonuca 1009 ekleyın,

Ve son olarak doğum yılınızı sonuçtan cıkartın.

Karşınıza 4 rakamlı sayı çıkacak. İlk iki rakam ayakkabı numaranız, son iki rakam yaşınız..

(Buçuklu sayılar kullanmayın)

Bu Kategorideki Diger yazılar:


7

Ekim
2009

Barkod

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Google  |  Yorum: Yok   |  

Barkod ya da çizgi im, verilerin görsel özellikli makinelerin okuyabilmesi için çeşitli kodlama yöntemleriyle sunulmasıdır.
Orijinal olarak barkod, veriyi paralel çizgilerin genişlikleri ve boşlukları arasında saklardı, ama günümüzde noktasal şekiller, iç içe daireler ve görüntü içinde gizli şekiller gibi farklı türlerde de görülebiliyorlar.
Barkod, barkod okuyucu olarak da adlandırılan optik okuyucular ile okunabilir veya özel yazılımlarla görüntü içinden taranabilir. Barkod bilgisayara veri girişinin doğruluğunu ve hızını artıran Otomatik Tanıma Veri Toplama (OT/VT) uygulamalarında geniş bir kullanım alanı bulmaktadır.
Geleneksel olarak barkod kodlaması sadece rakamları sembolize ederken, yeni sembolojiler tüm ASCII karakter setine büyük harf ve daha fazlasını eklemiştir. Basit barkodların ihtiyaç duyduğu alana daha fazla bilgi sığdırma gereksinimi çizgiler yerine kare hücreleri içeren (bir tür İki boyutlu barkod) matrix kodların geliştirilmesine sebebiyet vermiştir. İçiçe kodlar iki boyutlu ve tek boyutlu kodların karışımıdır ve geleneksel tek boyutlu sembolojiyi birden fazla satır içerecek şekilde bir çerçeve içinde yeniden boyutlandırma işlemidir.

Barkod ya da çizgi im, verilerin görsel özellikli makinelerin okuyabilmesi için çeşitli kodlama yöntemleriyle sunulmasıdır.

Orijinal olarak barkod, veriyi paralel çizgilerin genişlikleri ve boşlukları arasında saklardı, ama günümüzde noktasal şekiller, iç içe daireler ve görüntü içinde gizli şekiller gibi farklı türlerde de görülebiliyorlar.

Barkod, barkod okuyucu olarak da adlandırılan optik okuyucular ile okunabilir veya özel yazılımlarla görüntü içinden taranabilir. Barkod bilgisayara veri girişinin doğruluğunu ve hızını artıran Otomatik Tanıma Veri Toplama (OT/VT) uygulamalarında geniş bir kullanım alanı bulmaktadır.

Bu Kategorideki Diger yazılar:


7

Ekim
2009

Fenerbahçe WordPress Teması

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Genel Bilgi  |  Yorum: 3  |  
Twitter Takip
Ziyaretçi Defteri |  Mail Sayfası

|||

Aktif Ziyaretçi: 664

Toplam Ziyaretçi:

Yeni Temaya Geçiş Yaptım :) Umarım Beğenilir...
  • Kategoriler

  • Takvim

    Ekim 2009
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Eyl   Kas »
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  

© Tüm Hakları Saklıdır - Cafer Kara

alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!