25

Kasım
2009

Eski Sevgiliyi Unutma Şeyleri

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Genel Bilgi  |  Yorum: 1  |  
1. Arkadaş kalacağım diye kendinizi kasmayın: Tamam, arkadaşça ayrılmış olabilirsiniz. Her ayrılıkta kan dökmeye gerek yok. Ama arkadaş kalacağım diye kendinizi zorlamanız da şart değil. En azından bir süre. Onu görünce kalp krizi geçirecekmiş gibi olmayı bıraktığınızda, belki mailleşmeye başlayabilirsiniz.
(Yaptım) (Böyle bir ihtimal olmamalı zaten)
2. Rastlaşma ihtimali bulunan yerlerde dolaşmayın: Kabul edin içten içe onu görmek istiyor, üstelik buna bir de kaza süsü vermeye çalışıyorsunuz. Siz kimi kandırıyorsunuz?(Yaptım)
3. Birlikte gittiğiniz mekanlardan uzak durun: Densiz bir garsonun, bir tanıdığın gelip de eski sevgilinizin nasıl olduğunu sormasıyla, göz yaşları sel olabilir. Dikkat. Ayrıca anılar da üstünüze üstünüze gelebilir. Şurası göz göze geldiğimiz yer, diye başlarsınız sonra.(Yaptım)
4. Evde ona ait ne varsa kurtulun: Bir şenlik ateşi yakıp törensel bir havayla yok edebilir, ya da doğrudan çöp tenekesine gönderebilirsiniz. Kutulayıp kaldırmak da bir yöntem ama o kutu evin bir köşesinde durduğu sürece, ruhunuzu rahatsız edecektir benden söylemesi. (Yaptım)
5. Onun dinlediği şarkıları, seyrettiği dizileri unutun: Playlist’inizden bir iki şarkı eksilse ölmezsiniz ya. Hiç gereği yok. Hatta gidin, hiç tanımadığınız, dinlemediğiniz şarkıcıların CD’lerini, ülkelerin müziklerini satın alın.
(Yaptım) Vadiyi izliyor sanırsam onu bırakmam ama :)
6. Birlikte çektirdiğiniz fotoğrafları yok edin: Nedenini uzun uzun anlatmama gerek yok sanırım. Yöntemi seçmek de size kalsın. 4. maddedeki prensibi uygulayabilirsiniz.
(Yaptım) Valla güzel bir format attım geçenlerde..Hiç resimleri kurtarmadım bile..
7. Evin dekorasyonunu değiştirin: En temizi başka bir semte taşınıp yeni bir hayata başlamak ama ha deyince olacak iş değil. O zaman siz de evdeki eşyaların yerlerini, şekillerini değiştirin. Özellikle onun her zaman oturduğu koltuğun yerini…
(Denemedim)
8. Kullandığı parfümü hayatınızdan çıkarın: Hafızayı en hızlı tetikleyen şey koku alma duyusu. Parfümün kokusunu aldığınız an, en mutlu anınıza dönebilirsiniz. Çok tehlikeli!
(Onun kokusunu kimse veremez..Değiştirmeme gerek yok)
9. Tatile çıkın: Başka yerlerde, başka insanlarla tanışmak kesinlikle iyi gelir. Ama dikkat edin de, daha önce birlikte gittiğiniz bir yer olmasın. Tabii bazı bünyeler farklı prensiple çalışıyor olabilir. İnadına gidip, anılarınızla yüzleşmek ve onlardan korkmadığınızı kendinize ispat etmek isteyebilirsiniz.
(denemedim)
10. Arkadaşlarıyla bir süre görüşmeyin: Kendi arkadaşlarınız size yeter. Hakkında bilgi taşımalarına, ağzınızı yoklamalarına izin vermeyin.
(Faceden güzel bir temizleme yaptım.Ve herhangi bir bağlantım kalmadı..Yoktu da zaten fazla)
11. Özel günlerinizde evde oturmayın: Kanka destek sistemini devreye sokun. Arkadaşlarınıza sığının, sizi avutmalarına izin verin. Özellikle yıldönümü, onun doğum günü gibi eski özel günlerde evde tek başınıza kalmayın.
(Genelde içmeye gidiyorum)
12. Telefon numarasını, mesajlarını silin: Böylece bir gece vakti içip içip onu aramanız zorlaşır, dönüp dönüp gönderdiği aşk mesajlarını okuyup içinizi kanırtmazsınız.
(Numarasını sildim ama ezberim de kaldı işte..Mesajları isimsiz hep.)
13. Aldığı hediyelerden kurtulun: Tamam o kolye altın olabilir ama ruh sağlığınızdan daha mı kıymetli? Ya satın parasını çatır çatır yiyin, ya da birine verin.
(Böyle bir sevgilim henüz olmadı.)
14. İyileri değil kötü anıları hatırlayın: Birlikte geçirdiğiniz mutlu günleri anacağınız zamanlar gelecek ama şimdi değil. Şimdilik sadece kötüleri hatırlamaya çalışın ki, yelkenleri suya indirmeyin.
(Evet bunu yapmamıştım severek yapıcam..Arkamdan çevirdiklerini,ben yokken neler yaptığını,kimlere mesaj attığını,kimlerle konuştuğunu öğrendikten sonra..)
15. Yeni bir şeyler öğrenin: Bir kursa filan yazılabilirsiniz. Böylece aklınız başka şeylerle meşgul olur, kendiniz için de iyi bir şey yapmış olursunuz. Hem belli mi olur, yeni biriyle tanışırsınız.
(Gerek yok)
16. Altı ay uykuya yatın: Şu ana kadar sıraladıklarımın hiçbiri işe yaramadıysa, ütopik olmakla birlikte bu seçeneği deneyebilirsiniz. Belki iyi bir uyku çekince hayat daha iyi olur.
(Yaptım) Her zaman uyuyorum zaten.
17. Kendinizi yenileyin: Sürekli saç şekliyle, rengiyle oynamak depresyon belirtisi derler ama her zaman değil. Aynada yeni birini görmek içinizi açabilir.
(Böyle şeyleri sevmem nedense)
18. Romantik komedilerden uzak durun: En sevdiğiniz tür olabilir ama bu tip filmler insanı olmayan erkeklere/kadınlara bile aşık etme kapasitesine sahip. Sinemadan çıkar çıkmaz cep telefonuna sarılırsanız, telafisi mümkün olmayan hatalara imza atabilirsiniz.
(Uzun süredir film izlemiyorum sırf bu yüzden)
19. Hüzünlü aşk şarkıları dinlemeyin: Bir süre bazı müzik türlerini, bazı şarkıcıları hayatınızdan çıkarmanız gerekecek. Örneğin Celine Dion. Gerçi onu kim niye dinler anlayabilmiş değilim ama… Buna karşılık Burak Kut’tan tüm unutmaya çalışanlar için gelsin: Yaşandı bitti saygısızca, haydi zıpla…
(Tam tersini yapıyorum belki acıtarak kökten kurtulurum diye)
20. Onu düşünmeye başladığınızda fizik problemi çözün: Tamam kabul ediyorum; bunu ben de yapamam. Ama beynin rasyonel tarafını çalıştırmak için hiç değilse Sudoku çözün bari.
(:d Allahım ya :d Zaten bölüm fizik paso soru çözüyoruz yeter o bana)
21. Ayakta duramayacak kadar uykunuz gelmedikçe yatmayın: Uykunuz kaçınca onu düşünmeye başlarsınız, onu düşününce zaten uyku gelmez.
(Yaptım..Ve her zaman yapıyorum..Yatağa girer girmez uyumazsam hep aklıma geliyor..Mal mal mesaj atıyorum..)
22. Evdeki battaniyeleri yok edin: O melankoliyle altına girmeye kalkarsanız uzun süre çıkamazsınız.
(Melankoli vs inanmam :) )
23. Second Life’ta yeni bir siz yaratın: Değişim her zaman içten dışa olmaz. Girin Second Life’a, yaratın şöyle alımlı, yakışıklı, seksi, işinde başarılı bir karakter. Elinizi sallasanız ellisi. Bu gazla gerçek hayatta da engel tanımazsınız artık.
(İçimdeki piçi hiç çıkartmak istemiyorum ama arada çıkası tutuyor :) Gittiğimiz karıya kıza sayalım bunlarıda..)
24. Extreme sporlara başlayın: Can derdine düşünce, eski sevgilinin acısı kalmaz. Aman dikkat adrenalin bağımlısı olmayın.
(Polat gibi poligon da resmine sıkmak yerine oturup eğlencelilerini yapıyoruz)
25. Yeni bir sevgili bulun: Eveeet, geldik meselenin özüne. Önceki maddeleri de uygulayın tabii ama eski sevgiliyi unutmanın en iyi yolu yenisini bulmaktır. Ama tabii burada zamanlama ve kimi seçtiğiniz çok önemli. Öyle birisini bulmalısınız ki, aklınızı başınızdan alsın. Aksi halde, kimse onu unutturamıyor diye paniğe kapılırsınız. Yok öyle bir şey tabii. Vallahi yok.
(Bi de bu kaldı…Ayar çekmeye başlıyacam..Şu an 3 hedef var görünürde..Arkadaş olduk bakalım..3 şıktan doğru olanı bulup alalım kalbimize..)

1. Arkadaş kalacağım diye kendinizi kasmayın: Tamam, arkadaşça ayrılmış olabilirsiniz. Her ayrılıkta kan dökmeye gerek yok. Ama arkadaş kalacağım diye kendinizi zorlamanız da şart değil. En azından bir süre. Onu görünce kalp krizi geçirecekmiş gibi olmayı bıraktığınızda, belki mailleşmeye başlayabilirsiniz.

2. Rastlaşma ihtimali bulunan yerlerde dolaşmayın: Kabul edin içten içe onu görmek istiyor, üstelik buna bir de kaza süsü vermeye çalışıyorsunuz. Siz kimi kandırıyorsunuz?

Bu Kategorideki Diger yazılar:


25

Kasım
2009

Bu Sensizliğe Bir Cevap Ver

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Romantik Anlar  |  Yorum: Yok   |  
Bana kendini anlat desem,
Sonsuza kadar anlatsan dinlerim,
Ama bana sensizliği anlatmaya çalışsan
Tek bir cümleni dahi dinlemem…
Biliyorum, anlıyorum deme!
Nerden bilebilirsin ki?
Sen, sana ne zaman muhtaç oldun ki?
Hasta bir çocuk kalbi gibi istedin mi ilacını?
Işık olup her eve girmek istedin mi?
Aramak istedin mi her evde seni?
Nerden bilebilirsin ki?…
Aşkım gitmiş,
İncilerim kaybolmuş,
Saatlerim geçmiyor ve uykum yok!
Aynaya bakıyorum,
Bakıyorum ki bu ben değilim,
Bir daha dönüp bakamıyorum.
Kimselere bir şeyler anlatamıyorum,
Bağıra çağıra yazılar yazıyorum…
Boynum bükük, kalbim kırık,
Bakamıyorum kimselerin yüzüne,
Sevemiyorum başka birini,
Yaşayamıyorum senle olduğu gibi
Hayatı dolu dolu,
Her şeyin içinde hiçbir şey vardır artık…
Hiçbir şey her yerde ..
Ama inanmıyorum ki
Sensizlik bir sayfaya değil
Bin sayfaya yazılabilsin.
Ben hiçbir şeye inanmıyorum artık.
Yanı başımda bir sensizlik var
Ve ben bundan başkasına
İnanmıyorum artık…
Kalbimde bir dünya ile geziyorum,
Ben bu dünyayı nasıl taşıyorum
Hayret ediyorum…
Tüm dünyam bana cevap ver!
Benden çaldığın seni bana geri ver,
Bu sensizliğe bir cevap ver…
Kaybettiğim her şey için bana cevap ver,
Ölümden önce yaşattığın ölümler için cevap ver,
Benden çaldığın seni bana geri ver,
Bu sensizliğe bir cevap ver…

Bana kendini anlat desem,

Sonsuza kadar anlatsan dinlerim,

Ama bana sensizliği anlatmaya çalışsan

Tek bir cümleni dahi dinlemem…

Biliyorum, anlıyorum deme!

Bu Kategorideki Diger yazılar:


24

Kasım
2009

24 Kasım Öğretmenler Günü

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Google  |  Yorum: Yok   |  

Öğretmen; öğretme işini görev edinen kişiye denir. Öğretmenlik bir meslektir. Kişinin öğretmen olabilmesi için öğretmen yetiştiren bir okulu bitirmesi gerekir. İlkokullarda öğretmen sınıf öğretmenidir. Sınıfın bütün derslerini aynı öğretmen okutur. İlköğretimin ikinci kademesinde ve ortaöğretimde ders öğretmenliği vardır. Meslek okullarında dersler özel olarak yetiştirilmiş meslek öğretmenleri tarafından işlenir.
Eskiden öğretmene Muallim, öğretmen yetiştiren okula da Muallim Mektebi denirdi. Ülkemizde öğretmen okulu ilk kez 16 Mart 1848′de açıldı. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yurdumuzun her yanına yeni yeni okullar açıldı. Okul çağında olanlar bu okullarda okumaya başladı.
Atatürk, eğitimin, öğretimin yayılmasından, yaygınlaşmasından yanaydı. 1928 yılında Arap harflerinin kaldırılıp yerine bugün kullanmakta olduğumuz Türk harflerinin kabulü ile halkın yeni harfleri kısa sürede öğrenip daha çok yurttaşın okur – yazar olmasını sağlamak amacıyla yoğun bir çalışma başladı. Okuma – yazmayı yaygınlaştırmak için okul çağı dışındaki yurttaşlara okuma – yazma öğreten okullar açıldı. Bunlara Millet Mektepleri adı verildi.
Atatürk, Ulus Okulları dediğimiz Millet Mektepleri’nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdi. Bakanlar kurulu 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Ata’ya Ulus Okullar Başöğretmenliği sanını verdi. 24 Kasım Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.
Öğrencileri, öğretmenleri, okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara uğrardı. Sınıflara girer, sıralara oturur, ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sorardı. Öğretmenlerle konuşur, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek olduğunu anlatırdı.
Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda nasıl canla başla çalıştıklarını yakından izlemiştir. Yurdumuzun düşman tarafından paylaşıldığı sırada öğretmenler Öğüt Kurulları oluşturarak halka ulusal bağımsızlık, Ulusal Kurtuluş Savaşı düşüncelerini yayıyordu. Öğüt Kurulları dışında öğretmenler 14 eğitim kuruluşu ile birlikte Milli Kongre Cephesini kurdular. Milli Kongre Cephesi, düşmanların İzmir’i işgal ettikleri günlerde Sultanahmet Mitingi’ni hazırladı. Bu mitingin konuşmacılarından çoğu öğretmenlerdi.
Başöğretmen Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda gösterdikleri etkinliği hep övmüştür. Atatürk yeni Türkiye’nin yaratılmasında öğretmenlere büyük görevler düştüğü inancındaydı. Çağdaş bir ulus olmamız için eğitimin yaygınlaşması gereğine inanıyordu. Bu nedenle Atatürk “Milletleri kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” sözleriyle öğretmene verdiği önemi ve duyduğu saygıyı en güzel biçimde belirtmiştir. Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasımın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.

Öğretmen; öğretme işini görev edinen kişiye denir. Öğretmenlik bir meslektir. Kişinin öğretmen olabilmesi için öğretmen yetiştiren bir okulu bitirmesi gerekir. İlkokullarda öğretmen sınıf öğretmenidir. Sınıfın bütün derslerini aynı öğretmen okutur. İlköğretimin ikinci kademesinde ve ortaöğretimde ders öğretmenliği vardır. Meslek okullarında dersler özel olarak yetiştirilmiş meslek öğretmenleri tarafından işlenir.

Bu Kategorideki Diger yazılar:


20

Kasım
2009

Aşk Yakar

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Romantik Anlar  |  Yorum: Yok   |  
eni düşünmeden bir anım bile geçmiyor artık. Aynaya baktığımda kendimden çok seni görmeye başladım. Neden bu karda bağlandım sana hala anlayabilmiş değilim. Neyini gördüm ki beni kırdığın zamanlardan başka. Tabi sen beni ne kadar kırsan da senin yanında ki mutluluğu bulamazdım bir başkasında. Yanındayken en üzgün anlarım bile şu halimden çok daha iyiydi. Senle olmanın verdiği huzuru kimde bulabilirim ki senden başka.
Aşk yakıyormuş gerçektende. Gün geçtikçe içimde yanan ateşin küllenmek yerine alevlenmeye başladığında anladım. Gece yaralara merhem olur derlerdi. Aşkın ateşi içimde yandıkça gecenin ayazı onu söndürmek yerine hep daha da fazla alevlendiriyor. Ne gece merhem oluyor, ne de ay… Bendeki sen gün geçtikçe büyüyor yüceliyor. Oysa her gün birer parça yok olmaya doğru yüz tutmalıydı.
Geçenlerde doğum günündü. Bilmem kaç kişi doğum gününü kutladı hayatında değer verdiklerinden. Ama benim aklımın her ücra köşesinde bir ikilem vardı. Seni bana getirdiği için Allah’a şükür mü etmeliydim, yoksa bu şeytanın işi deyip şeytana lanetler mi yağdırmalıydım bir türlü karar veremedim. Senle ilgili hangi konuda karar verebildim ki zaten ben. Ne zaman bir karar alsam yine bir yerlerden girdin hayatıma. Hiçbir zaman aldığım karara uyamadım. Hiçbir zaman senle ilgili kendime verdiğim sözleri tutamadım. Hâlbuki bu güne kadar kendime ne söz verdiysem hepsini yapmıştım, sonu ne kadar benim için acı verici olsa da. Mevzu sen olunca tüm kaidelerim yıkılıyor. Yerini hep belirsizlikler alıyor. Umutsuz olan bir duruma nasılda yeni umutlar ekleyebiliyorum. Her zaman yetişecek bir filiz bulabiliyorum kendime. Toprağını ben versem de suyu sende saklı. Sen olmadan yetiştiremiyorum tek başıma. Ama her solan filizin ardından bir yenisini daha bulabiliyorum ve onun diğerinden biraz daha uzun yaşayacağını düşünerek yine bıkmadan usanmadan aynı çabaya giriyorum sonunu bile bile.

Seni düşünmeden bir anım bile geçmiyor artık. Aynaya baktığımda kendimden çok seni görmeye başladım. Neden bu karda bağlandım sana hala anlayabilmiş değilim. Neyini gördüm ki beni kırdığın zamanlardan başka. Tabi sen beni ne kadar kırsan da senin yanında ki mutluluğu bulamazdım bir başkasında. Yanındayken en üzgün anlarım bile şu halimden çok daha iyiydi. Senle olmanın verdiği huzuru kimde bulabilirim ki senden başka.

Bu Kategorideki Diger yazılar:


18

Kasım
2009

İnsan Vücudunun 12 Refleksi

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Genel Bilgi  |  Yorum: Yok   |  
Hassas dişler: Hassas dişlere sahip olanlar için dondurma yemek, bizim hoşlandığımız gibi zevk verici değildir. Dişinizin ince mine tabakasının altı dentin denen bir maddeden oluşuyor. Dentin ise doğrudan dişin yumuşak çekirdeğine (sinirlerin yer aldığı pulpa boşluğu olarak bilinir) giden borucuklar ve mikroskobik kanallardır. Borucukların ayrıca sıvı içerdiğini söyleyen California Üniversitesi Koruyucu ve Restoratif Diş Bilimleri Bölümü’nden Grayson W Marshall, “Bu akışkan sıvıdaki herhangi bir hareket pulpa boşluğundaki sinirleri harekete geçiriyor ve bu da keskin bir acıya neden oluyor” dedi.
Mide yanması, ekşimesi: Kahve, çok yağlı ve baharatlı yiyeceklerin yol açtığı mide yanması ya da ekşimesi olarak bilinen şikayet hazımsızlık ağrısıdır. Yemek borunuzda keskin bir yanma hissi oluşur. Kings College London School of Medicine’dan Prof. Dr. David Armstrong, mide yanmasının mideden sızan asitin yemek borusunu geri dönmesiyle oluştuğunu söyledi.
Bu hastalığa eğilimli olan insanlar, midelerinin üstündeki sfinkter (Açılma, açma, gevşetme ya da kapama, sıkma görevi olan halka şeklindeki kas) kasında bir güçsüzlük hissederler. Bu kas sayesinde midedeki güçlü asitler güvenli bir şekilde içeride tutuluyor. Midenizin iç astarı bu asitlerin sindirim etkisine karşı dirençliyken, yemek borusu o kadar güçlü değildir. Mideniz yandığında hissettiğiniz acı, mide asitinin gırtlağınızın içini yakmasıyla oluşuyor. Hatta, uzandığınız zaman, asit boğazınızın içini yıkayabilir.
Yüz kızarması: Başkalarının önünde gülünç duruma düşme, yetersizlik ya da başarısızlık duyguları sizi utandırabilir. Utançtan dolayı yüzünüz kıpkırmızı olur. Utanç, bizi bunaltır ve bu “dövüş ya da kaç” prensibini tetikler ve vücudumuz korkuyla savaşmak ya da ondan kaçmak için adrenalinle şarj olur.
Adrenalin, kaslara bol oksijen desteği sağlamak için kalbin hızlı çarpmasına yol açar. Fakat, bu bizim daha sıcak hissetmemizi sağlar. Kendimizi serinletmek için, terleriz ve kan cilt yüzeyindeki kılcal damarlara doğru akar ve kızarmaya neden olur. Yüzümüzde daha fazla kan damarı olduğundan yüzümüz kızarır.
Diğer birçok stres türü de kızarmanıza yol açar. Kızarmaya başladığınızda bunu durdurmak zordur. Londra’dan Dr. Michael Sinclair, “Bir kez kızardığınızda, diğerlerinin önünde zayıf göründüğünüzü düşünerek bir çoğunuz daha fazla utanıyor ve kızarıyor” dedi.
Mide gurultusu: Karnınız açken midenizden gelen guruldama sesi, mideniz tarafından çıkarılmaz ve aç olduğunuz için olmaz. Borborigmus (Barsak gazlarından ileri gelen karın gurultuları) olarak bilinen bu ses, ince bağırsağının üst kısmında oluşuyor. Bağırsak kaslarınız yiyecek ve içeçekleri aşağıya doğru götürürken, sıvılaşmaya başlayan yiyeceklerden sızar. Mideniz boş olduğunda ses, büyük bir titreşimli boşluk gibi çıkar.
Kaşıntı: Böcek ısırığından kurdeşene, size rahatsızlık veren kaşıntıdan kurtulmak için kaşınmaktan daha iyi yol yoktur. Kaşınma, vücudumuzdaki parazitleri ve diğer yabancı nesneleri uzaklaştırmanın bir yoludur. Hiç kimse, hatta en popüler nörobilimciler dahi kaşıntının nasıl oluştuğunu geçtiğimiz günlere kadar bilmiyordu.
Şimdi, Minnesota Üniversitesi’nde yapılan araştırma, cevabı ortaya çıkardı: Kaşıma omurilikteki normalde kaşınma hissini beyne gönderen sinir hücrelerini kapatıyor. Böcek ısırmasından dolayı kaşındığınızda, ciltteki hücreler histamin isimli kimyasal salıyorlar. Yakınındaki sinir hücreleri histamine tepki veriyor ve sinyali omuriliğe gönderiyor. Buradan da beynin talamus (beynin geri kalanı tarafından sinir sinyallerinin okunmasını kolaylaştıran tercüman olarak görev yapıyor) bölgesine gönderiliyor. Talamus sinyali kaşınma duyusu oluşturan serebral kortekse bilişsel ve duyuşsal aktivitelerin gerçekleştiği beyin bölgesine iletiyor.
Araştırma ekibi, maymunların ayaklarına histamin enjekte ederken, omuriliklerindeki bireysel hücrelerin aktivitesini görüntüledi. Hücreler, enjeksiyonu farketti ve derhal sinyal göndermeye başladı. Fakat araştırmacılar, enjeksiyon bölgesindeki cildi kaşıdıklarında bu aktivitenin azaldığını ya da engellendiğini gördüler.
Burun akması: Soğuk algınlığı, alerji, baharatlı yiyecekler gibi şeyler nasıl burnunuzun akmasına yol açar? Normal olarak, burnunuzdaki zar vücuda giren ajanları, mikropları engellemek için mukus (sümük) üretiyor. Burnun her gün bir litre sümük ürettiği tahmin ediliyor. Fakat, bazı uyaranlar sümük üretimini daha da artırabiliyor. Örneğin, soğukalgınlığı geçiriyorsanız, vücudunuza saldıran virüsleri durdurmak için ekstra sümük üretiliyor ve sümüklerle bu virüsler dışarı fışkırtılıyor. Soğuk hava çok küçük filizleri ya da burun boşluğunuzun iç duvarındaki ince tüyleri mahvediyor. Normalde bu tüyler sümüğü boğazınızdan aşağıya geri sürükleyip götürüyor. Fakat sıcaklık düştüğünde bu tüyler çalışmıyor ve sümüğün burun deliğinizden akmasına izin veriyor.
Alerjiler de aynı etkiye sahip. Akciğerlere giden alerjenleri durdurmak için burun sümük üretimini artırıyor. Baharatlı yiyeceklerde durum biraz daha farklı. Kırmızı biberde bulunan kapsaisin, doğal bir burun tıkanıklığını giderici ilaçtır. Burnunuzdaki mukusu inceltir ve akışkan hale getirir.
Su toplama (fıska): Rahat olmayan ayakkabılar, genellikle ayağınızda bir ya da iki yerde su toplanmasına neden olurlar. Su kabarcığı, derinin katmanları arasında sıvı birikmesi sonucu oluşuyor. Sık rastlanan fakat genellikle küçük yaralardır. Ayak derisinin basınca ve sürtünmeye maruz kaldığı her yerde oluşabiliyor. Genellikle bu su kabarcığı, lenf (Lenf damarlarında dolaşan, berrak, şeffaf, alkali, açık sarı renkte sıvı) ile doludur. Ancak, elinize çekiçle vurduğunuz zaman oluşan kabarcık, kan damarını çatlatabilir ve daha koyu kan kabarcığı oluşturabilir.
Parmak çıtlatma: Çoğumuz parmaklarımızı çekerek ya da kıvırarak çıtlatma sesini duymaya çalışırız. Sadece parmaklarınız değil, dirseğiniz, dizleriniz, boynunuz ve hatta göğüs kemiğiniz çıtlayabilir.
Peki bu sese neden olan nedir? Kemiklerinizin hızlıca yuvasına girmesi ya da çıkmasından çok, parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü var. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Güney Karolina Duke Üniversitesi’nden ortopedi uzmanı Farshid Guilak, “Çıtlatma tüm eklemlerimizin içindeki yağlayıcı snovyal sıvıdan çözülen gaz kabarcıklarının şekillenmesiyle oluşuyor” dedi.
Eklemi germek, eklem içindeki sıvının basıncını azaltır ve gaz kabarcıkları görünmeye başlar. Kabarcıklar hızlıca patlar ve çıtlama sesi duyulur. Fakat, kabarcıkların sıvı içinde tekrar oluşması zaman alır. Bu nedenle aynı parmağınızı tekrar tekrar çıtlatamazsınız.
Annenizin uyarılarına karşılık, çıtlatmanın eklem iltihabına ya da diğer hasar türlerinden birine yol açtığı konusunda bilimsel bir delil bulunmuyor.
Terleyen avuç içleri: İş başvurusu için bekleme ya da sıkışık trafikte bekleme gibi stresli durumlar, avuç içinizi nemli yapıyor.
Amsterdam’da VU Üniversitesi’nden Prof. Dr. Eco de Geus, korku ve endişenin amigdal adı verilen beynin bir bölümündeki duygusal devreleri harekete geçirdiğini söylüyor. Bu sırasıyla beyindeki ve omurilikteki bir dizi sinir hücresini harekete geçiriyor. Sinirler omurilikten akciğer, kalp ve ter bezleri gibi değişik organlara gidiyor. Gerçekten vücudunuzdaki tüm ter bezlerinden eşit olarak terlersiniz. Ellerinizi böyle nemli hissetmenizin nedeni avuç içlerinizde daha yüksek yoğunlukta ter bezi bulunmasıdır. Santimetrekare başına 500 ter bezinden, tipik bir avuç içinde ortalama 40 binin üzerinde ter bezi bulunuyor.
Kramp: Kaslarınızı düğümleyen ağrı verici bir durumdur. Genellikle baldırları etkiler, ancak ayaklarınızın tabanına ve hatta esnediğiniz zaman çenenizin altına da kramp girebilir. Kaslarınız aşırı kısaldığında ya da kendi etrafında büküldüğünde kramp oluşuyor. Bu durum çeşitli nedenlerden dolayı olabiliyor. Yoğun egzersiz boyunca, laktik asit gibi kimyasalların inşası kramplara yol açan spazma (kasların istemdışı kasılması) yol açabiliyor. Daha çok uzun mesafe koşucularında ve yüzücülerde meydana geliyor. Kas hareketlerini kontrol eden sinyaller taşıyan elektrolitlerin seviyesinin ve kalsiyum ve potasyumun düşük olması ise krampları tetikliyor.
Çürükler (morluklar): Çürükler, yaralanma bölgesindeki dokuların içindeki hasar gören damarlardan kan sızmasıyla oluşuyor. Çürük koyu kırmızı, sonra siyah, mavi, sarı, yeşil ve ayrıca kahverengiye dönüşerek, ölü kan dereceli olarak farklı renklerdeki maddelerin içine doğru çözülüyor. Bazı insanlarda çürükler diğerlerinden daha kolay oluşur, çünkü onların kan damarları daha ince ve narindir. Ayrıca, bu durum kan akışını azaltan aspirin gibi belirli ilaçları kullananlarda da olabiliyor.
Gözlerin seyirmesi: Birçok insan hayatlarının bazı noktasında acayip, istemdışı kas seğirmesiyle karşılaşmıştır. Fakat belki bunların en rahatsız edeni göz kapaklarının seyirmesidir. Bunun nedeni nedir?
Genelde, bunlar iyi huyludur. Bu duruma stres ve yorgunluk da neden olabiliyor. Göz kapağını kontrol eden kaslar küçük ve çok hassastır. Stres, yorgunluk ve kafein gibi uyaranlar bu kasların titreşmesine yol açıyor. Titreşimler fazla olunca gözde sinir sistemiyle ilgili istemdışı seyirmeler oluyor. Diğer nedenler arasında ise aşırı kafein alımından oluşan titremeler, bilgisayar ekranı karşısında uzun süre vakit geçirme ve hatta uzun süreli kontak lens takılmasından meydana gelen kaşıntı yer alıyor. Bu durum normal olarak geçicidir. Kendi kendinize uygulayabileceğiniz tedavi yolları var. Daha az kahve içmek, göz damlası kullanmak ve daha fazla dinlenmek gibi yöntemler göz seyremesini azaltır.

Hassas dişler: Hassas dişlere sahip olanlar için dondurma yemek, bizim hoşlandığımız gibi zevk verici değildir. Dişinizin ince mine tabakasının altı dentin denen bir maddeden oluşuyor. Dentin ise doğrudan dişin yumuşak çekirdeğine (sinirlerin yer aldığı pulpa boşluğu olarak bilinir) giden borucuklar ve mikroskobik kanallardır. Borucukların ayrıca sıvı içerdiğini söyleyen California Üniversitesi Koruyucu ve Restoratif Diş Bilimleri Bölümü’nden Grayson W Marshall, “Bu akışkan sıvıdaki herhangi bir hareket pulpa boşluğundaki sinirleri harekete geçiriyor ve bu da keskin bir acıya neden oluyor” dedi.

Bu Kategorideki Diger yazılar:


16

Kasım
2009

Gerçek Aşk

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Romantik Anlar  |  Yorum: Yok   |  
Bir gün,başka umutlarla güneş yeniden doğar..
Değişir dünya,anlayamazsın sebebini..
Bir ümit,yarınlara anlatırsın,
Umarsızca,sevdiğini..
Bildiğin yıldız ve ay,
Bilmediğin renklere bürünür..
Dinginliğin içinde fırtınayı,hissedemezsin..
Evet bir gün güneş doğar / Ve sen,gelirsin..
Yalnızlık usulca giderken,
Salınarak girer ruhuma
Bir çocuğun sancılı gülüşlerinde saklanan güzelliğin..
Gözlerin bir rüzgarın uğultusunda,
Sessizliğin tam ortasında gelir..
Gecenin koyu lacivert karanlığı
Yeşile bürünür,
Yeşil yeşil aydınlatır
Yapayalnız gecenin ardından
Yepyeni umutlarla doğan günü..
Sen geldiğin gibi sevgili,
Yeşil de gelir peşin sıra
Gözlerinin derinliğinde,parçalar ruhumu..
Bildiklerimi sandıklarım içinde -yüzmeye çalışırken-
Boğulmakta olan sevgimi,
Kurtarırsın elini uzatıp..
Şairin dediği gibi,
”Ben sana mecburum sevgili..”
Ben
Sana
Mecburum
Gözlerinin o güzel yeşiline olduğu gibi…

Bir gün,başka umutlarla güneş yeniden doğar..

Değişir dünya, anlayamazsın sebebini..

Bir ümit, yarınlara anlatırsın,

Umarsızca, sevdiğini..

Bu Kategorideki Diger yazılar:


 Page 2 of 4 « 1  2  3  4 »
Twitter Takip
Ziyaretçi Defteri |  Mail Sayfası

|||

Aktif Ziyaretçi: 404

Toplam Ziyaretçi:

Yeni Temaya Geçiş Yaptım :) Umarım Beğenilir...
  • Kategoriler

  • Takvim

    Kasım 2009
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Eki   Ara »
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    30  

© Tüm Hakları Saklıdır - Cafer Kara

alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!