30
Aralık
2008
Uzmanlar sürekli bilgisayar başında çalışanların sağlıklarını korumak için bazı
kurallara uymaları gerektiğine dikkat çekiyor.
Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çağatay Güler,
gün boyunca bilgisayarda çalışanlara sık sık mola vermeleri,
zaman zaman duruş biçimlerini değiştirmeleri uyarısında bulunuyor.
İşte bilgisayarda çalışırken unutmamamız gerekenler:
-Gün boyunca aynı işi ve hareketleri yapacak biçimde çalışmayın.
-Her 30 dakikada bir 10-30 saniyelik aralar verin. Her 2 saatte bir monitörden
5 dakikalığına ayrılın. Ara verdiğinizde yerinizden kalkarak yürüyün.
-Mümkün olduğunca tuşlama sayısını düşürün. (Kısa yolları kullanın)
-Çalışma alanınızı uygun duruşta çalışabilecek biçimde düzenleyin.
-Zaman zaman duruş biçiminizi değiştirin.
-Sandalye alırken kol, bel ve sırt desteği olmasına; beş tekerlekli olmasına ve
kolay ayarlanabilmesine dikkat edin.
-Gerektiğinde kol, el bileği, el ayası destekleri kullanın.
-Destekler keskin kenarlı ve sert değil; yuvarlak kenarlı ve yumuşak olmalıdır.
-Herhangi bir kas ya da ekleminiz ağrıdığında bunların çalışma biçiminizle
ilgili olup olmadığını araştırın.
-Otururken belinizin içbükey kıvrımının düzleşmemesine ya da kaybolmamasına dikkat edin.
-Boynunuzu düz veya hafif öne eğik tutun. Boyun ve omuzlar gevşek, rahat olmalıdır.
Kollar serbest biçimde sarkmalıdır.
-Otururken gövde ve bacak arası açı 90 ‘den, baldır ve bacak arası açı 60 ‘den büyük olmalıdır.
-Otururken veya ayakta dengeli duruş biçimini koruyun.
-Klavyeyle çalışırken kolların zemine kabaca paralel olmasını sağlayın. El bileklerini düz tutun.
-Aşağı, yukarı veya sağa sola bükülmüş durumda çalışmayın.
-Yazma aralarında kollarınızı kol desteği üzerinde dinlendirin.
-Sandalyenizi yana çevirdiğinizde klavyenin yüksekliği dirseğiniz hizasında olmalıdır.
-Her iki ayak yere veya ayak desteğine tam basıyor olmalıdır.
-Ağırlığın bütünüyle dağılmış olmasını sağlayın, sandalye ve sırt desteğine tam olarak oturun.
-Hafif geriye doğru eğimli ve bacaklar birbiriyle paralel olacak şekilde oturun.
-Diz ve bacaklarınız çalışma masasının altına rahat girebilmelidir.
-Eğer öne doğru oturuyorsanız, gövde ve bacaklar arası açı 90 ‘den büyük olmalıdır.
-Monitör, kaynak belge gibi sık bakılan nesneler görüş çizgisinde veya daha aşağıda olmalıdır.
-Ekran ve belgeler gözden eşit uzaklıkta olmalıdır.
-Ara sıra ufka ya da uzaktaki nesnelere bakarak gözlerinizi dinlendirin.
-Rahat bir görme için ellerinizi yumruk yaparak monitöre uzatın, monitör bu uzaklıkta olmalıdır.
-Yılda bir kez gözlerinizi muayene ettirin.
-Monitör kapalıyken elbisenizin monitöre yansımasına bakarak parlama olup olmadığını kontrol edin.
Parlama kaynağını ortadan kaldırın veya monitörün yerini değiştirin.
-Çalışmaya başlamadan önce ve çalışırken ara sıra gerinin.
-Düzenli egzersizi alışkanlık haline getirin.
-Çevresel stres kaynaklarını (sıcaklık, ışık, gürültü gibi) azaltın.
Bu Kategorideki Diger yazılar:
29
Aralık
2008
Soylu, zengin ve yetkin Türkçemiz, özellikle son yıllarda, yabancı ve zararlı kimi ögelerden dolayı büyük bir kirlenmeyle karşı karşıyadır. Dilimize sonradan giren öyle yabancı sözcükler vardır ki – yabanlığı bir kenara – adeta kirletici, yok edici bir görev görüyor. Yüzyıllardır kullanılan kimi öz sözcüklerimiz, yaban ellerden dilimize sokulan bu kirletici ve yok edici sözcükler yüzünden kullanımdan düşüyor.
Bu, tam anlamıyla bir kirlilik ve yozlaşmadır. Denize akıtılan yabancı ve zararlı maddeler nasıl deniz canlılarını öldürüyorsa; dilimize zorla, gereksiz yere sokulan kimi yabancı sözcükler de Türkçenin derin ve geniş anlamlar yüklü sözcüklerini yok ediyor.
Ne yapalım, Türkçede tam karşılığı yok. Türkçe, bu yabancı sözcükleri karşılamada yetersiz kalıyor.gibi bilimsellikten uzak savlar ileri sürerek Türkçesi olduğu halde- yabancı kökenli sözcükleri ısrarla ve inatla kullananlar, bu yok edici sözcüklerin dilimize dadanması konusunda bir şey söyleyemiyor, herhangi bir bahane gösteremiyorlar.
Türkçenin hiç ihtiyacı yokken, yabancı dil özentisi ve bilinçsizlik sebebiyle dilimize giren bu sözcük bugüne kadar birçok kirliliğe yol açmıştır. Şimdi, tanık olunmuş kimi olaylardan yola çıkarak yok edici ful sözcüğünün yok ettiklerine kısaca göz atalım:
Ful Çılgınlığı
Televizyonda bir benzin istasyonunun tanıtımı. Bir adam arabasıyla istasyona giriyor ve görevliye Depoyu fulle diyor. Her halde arabasının deposu fullenince daha çok dolacak.Depoyu doldur dese, depo dolmayacak. Hani Türkçeyi yetersiz görüyorlar ya! Adamcağız da bu aşağılık takıntısının dışavurumundan oluşan saçma sapan savlara inanmış olacak ki, doldur demiyor; diyemiyor. Doldurmak sözcüğü yok ediliyor göstere göstere.
Sonra adamcağız radyodan, başka bir istasyonda daha ucuza benzin satıldığını duyunca dilinden fulsözcüğü alınmış gibi bağırıyor : Fulleme, fulleme, fulleme! Fulledin mi? Ne kadar fulledin? Keşke fullemeseydin ya!Adamcağız, fulle(mek) eylemini değişik zaman ve biçimlerde kullanarak biz Türkçe öğretmenlerine dilbilgisi derslerinde kullanılmak üzere eşsiz(!) örnekler sunuyor:
Evet çocuklar, bugünkü dersimizde, görülen geçmiş zamanın çekimlenmesini öğreneceksiniz. Önce bir eylem seçelim, sonra da bu eylemi çekimleyelim :
tekil : fulledim, fulledin, fulledi,
çoğul : fulledik, fullediniz, fullediler.
Haydi şimdi siz söyleyin bakalım
Ziyaret amacıyla gittiğim bir okulda, bir öğretmen öğrencilerle konuşuyor. Ben de sınıfın önünden geçerken konuşulanları duyuyorum :
- Öğretmenim, yarın okuldan sonra ek ders yapacak mıyız?
- Hayır çocuklar. Yarınki ders programım ful dolu.
Nasılmış nasılmış? Ful doluymuş Hem ful hem dolu! Cümledeki anlatım bozukluğuna mı yanalım; birçok Türkçe sözcükle anlatılabilecek bir durumun, fule feda edilmesine mi?
Programım dolu / sıkışık / uygun değil. gibi birçok anlatım biçimi dururken ful sözcüğünde ısrar etmenin anlamı ve mantığı nedir? Üstelik, bu olay bir okulda, öğrencilerin gözleri önünde gerçekleşiyor. fulsözcüğünün, Türkçenin söz varlığını kurutmasına ön ayak olan da bir öğretmen! Ana dili sevgisini, bilincini öğrencilere aşılayarak ses bayağımız Türkçemizi, gelecek kuşaklara teslim etmesi gereken bir öğretmen! Öğrenciler Türkçemizi geleceğe taşıyacak öğrenciler, kendi öğretmenlerinden duyduklarını sorgulamadan benimsediklerinde ne olacak? Biz Türkçe bayrağımızı böyle mi bırakacağız genç beyinlere! Bir öğretmen bile, Türkçenin bu denli kirletilmesinden habersizse, bu tür olayları sorgulamıyorsa, Türkçenin zenginliğini hiç tanımıyorsa, gencecik beyinlerin önünde konuşurken örnek olması gerektiğini bilmiyorsa, hatta dilimizin yozlaştırılmasına bilerek / bilmeyerek destek oluyorsa biz genç kuşakların Türkçeyi kötü kullanmasından niçin şikayetçi olalım? Sonuçta, onlar gördüklerini uygulamıyorlar mı?
Bir öğrenci velisi, çocuğunun durumunu sormaya gelmiş. Sessiz bir odaya gidip konuşmaya başlıyorum. Benim sözlerim bittikten sonra, veli, çocuğunun dershanedeki başarısını anlatıyor : Türkçeyi ve matematiği çok seviyor. Deneme sınavında matematikten ful çekti.
Anlaşılan fulsözcüğü yalnızca tek tek sözcüklere dadanmakla ve onları yok etmekle kalmamış. Dilimize zararlı bir virüs gibi girip kalıcı olabilmek için deyimler de üretmiş : ful çekmek.
Matematik sorularının hepsini bildi. / yaptı. / doğru yanıtladı. Yok! Hiçbiri yok! Hiçbiri yaşamadı; hiçbiri söylenmedi. Söylenmedi sanki de kala kala uyduruk fule kaldık.
Evdeyim, arkadaşlarımla oturmuş söyleşiyoruz. Bir arkadaşım, çocuğunun bilgisayara olan düşkünlüğünden yakınıyor ve ekliyor.Açıp derslerle ilgili bir şeyle uğraşsa, sesimi bile çıkarmayacağım. Ne gezer! Ne kadar oyun varsa yüklemiş. Gece gündüz oyun başında. Bilgisayarda bilgi adına bir şey yok, ful oyun var.
Sen de mi Brutüs? sözünü kaçırıveriyorum ağzımdan.
Hep oyun var. / Tamamı oyun yüklü. / Yalnızca oyun var. / Sadece oyun yüklemiş. / Bir tek oyun var./ Oyundan başka bir şey yok.Tümünü yitirdik sanki bu sözcüklerin. Türkçemizin yitip giden güzelliklerinin farkında değil misiniz sevgili arkadaşlar?
Birçok sorunla fullenmiş taşmış Türkçemiz. Bu fullenmişlik içinde kalan Türkçemiz, sorunu kökünden çözümleyecek bir ilgi bekliyor. Aklı başka şeylerle fullenmemiş insanların bulacağı çözümleri;
Yoksa, aşağıdaki örneklere şimdiden hazır olun :
* Oğlum, mideni abur cuburla fulleyip durma! Akşama teyzenler gelecek, ful yemek yiyeceğiz
* Garson, çayımız bitti! Fulleyiver bir zahmet.
* Çocuğun aklını batıl düşüncelerle fullüyorsun!
* Akşama nefis biber fullemesi yapacak. Mutlaka gel.
* Evet çocuklar! Türkçemiz deyimler yönünden çok fuldür. Bunlar çok ful bir anlam taşır. Mesela, Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı.deyimi bu açıdan güzel bir örnektir. Günümüz Türkçesiyle söylersek, Fule koydum almadı, boşa koydum fullenmedi.
* ÖSS Kitapçığında önemli bir uyarı : Yanıt kağıdındaki boşlukları dışına taşırmadan fulleyiniz
* Bir okulun kapısına asılan duyuru : Öğrenci kontenjanımız fullenmiştir.
* Bankamatik uyarısı : Üzgünüz. Sistem ful olduğu için hizmet veremiyoruz
Sizce bu örnekler gülünç ve abartılı mı? Şimdilik öyle! Şimdilik …Ya sonra?
Dil, düşüncenin aynasıdır. İnsanlar sözcüklerle düşünür. Sağlıklı düşünebilmek için sağlam bir ana dili eğitimi almış olmak gerekir. O ana dili de her türlü yabancılaşmadan, kirlenmeden ve yozlaşmadan uzak tutulmuş olmalıdır. Kirletilmiş bir Türkçeyle sağlıklı düşünmek olanaklı mıdır? Bu bağlamda, sağlam düşünceler üretecek beyinlerin, kirletilmemiş ve bozulmamış bir Türkçeye sahip olması gerekir. Yozlaşmış bir dille üretilen düşünceler başka başka kirlenmelere, bozulmalara, yabancılaşmalara ve yabancılaştırmalara yol açacaktır.
Dünyadaki en eski ve köklü dillerden biri olan Türkçemizi yaşatmak istiyorsak, onu her türlü kirlenmeden korumalıyız. Nasıl ki, çevrenin ve doğanın kirlenmesine engel olmak için savaşım veren çevre gönüllüleri varsa, Türkçemizi her türlü kirlilikten koruyacak Türkçe gönüllülerine ihtiyacımız var.
Her şey, bizi birbirimize kenetleyen en güçlü bağ olan Türkçe için!

Her şey, bizi birbirimize kenetleyen en güçlü bağ olan Türkçe için!
Dilimize sahip çıkalım. Aramızda Türkilizce değil , Türkçe konuşalım.
Türkçemize sahip çıkalım. Atalarımız sadece toprak için kıymetli canlarından vazgeçmemişler. Bu ülkeyi vatan yapan ulvi değerlerden biri de dildir. Atalarımıza olan borcumuzu böylede ödeyebiliriz.
Bir yandan ilerlerken, bir yandan tökezliyoruz. Bilgisayar çağı ve internet kullanımı kısacası “chat dili” dediğimiz düşman, dilimizi mahvetmekte.
Forumdaki bütün arkadaşlarımdan bu konuda biraz daha duyarlı olmasını rica ediyorum. Gönül ister ki herkes Türkçe’yi bütün dilbilgisi kurallarına uyarak kullansın. Fakat daha önce aşmamız gereken, özellikle bu duyuru ile bahsetmek istediğim konu, kullanmamamız gerekirken kullandığımız ve dilimizden çıkarttığımız harfler.
“q, w, x, sh” bizim alfabemizin harfleri değildir ve bizim alfabemizdeki harflerin yerine asla ve asla geçemez.
“eidir, memleket nire, gidiom, güsel, eed, taam, annadım, bakcez vs.” gibi kelimelerde aradan çıkartılan harfler küçük birer kayıp olarak gözükse bile, dilimiz için büyük bir kayıptır.
Türk dilini iyi veya kötü kullanan, hatalarını düzeltmek isteyen bütün arkadaşlarımızdan bu kampanyaya katılmalarını rica ediyorum. Ne kadar büyürsek, ne kadar çoğalırsak o kadar büyük bir güç oluruz.
Büyük ve kaliteli bir forum olarak, büyük ve kaliteli bir adım atalım. Türkçemizi katledenlerin önüne geçelim.
Bugün kullanılan İNGİLİZCE nin sadece 10 kelimesi gerçek ingilizcedir geri kalanı diğer dillerden toplamadır yani kırma bir dildir.
Yanlış (!) Doğru (!)
hergün - her gün
heryer - her yer
herşey - her şey
harhangibiri - herhangi biri
herbiri - her biri
birgün - bir gün
birşey - bir şey
bir çok şey - birçok şey
bir kaç şey - birkaç şey
hiç bir şey - hiçbir şey
pekçok - pek çok
pekaz - pek az
arasıra - ara sıra
yanısıra - yanı sıra
peşisıra - peşi sıra
ardısıra - ardı sıra
akşam üstü - akşamüstü
suç üstü - suçüstü
ayak üstü - ayaküstü
terketmek - terk etmek

Msn Dilleri
Kelimeleri kısaltarak “z”nin yerine “s” bazen de “s”nin yerine “z” kullanarak “v” leri “w” kullanarak ve bunun gibi birsürü abukluklar yapılarak oluşturulmuş bir dildir.
- bilgilerinise ars ederimm
-eve gittiinde beni ara taam mi?
-bi suru odew war..
a:napıosn
b:ii yha msnd taqılıorum napimm..u?
CaferKara.Com olarak MSN Diline ve ingilizce kelimeleri Türkçe içerisinde kullanmamayı öneriyorum.
Bu Kategorideki Diger yazılar:
Geçenlerde türkçe – ingilizce çeviren sözlük ararken birden karşıma böyle bir program çıktı Self Sözlük! Bende hemen indirdim ve kurdum gayet memnun kaldım. Sadece türkçe kelime yazdığımda bunu birkaç dilde çevirebiliyor. Örneğin; almanca, ingilizce, rusça, fransızca ve italyanca. Eğer çeviri programı arıyorsanız bu program size tavsiye ederim.
Bu Kategorideki Diger yazılar:
28
Aralık
2008
TMP: Geçici dosya
Herhangi bir program tarafından oluşturulmuş geçici dosyalardır
Al: Adobe Illustrator Dosyası
Adobe Illustrator
AIF,AIFF,AIFC: Ses dosyası
media player
ANI: Hareketli kursör dosyası
Denetim masası-fare kısmından mouse göstergesi olarak kullanılabilir
ARJ, A01, A02, A.. : Sıkıştırılmıs dosya
Arj,WinARj
ASF: Film dosyası
Media Player
AU S: Ses dosyası
media player, Real player
AVI: Film Dosyası
Media player, Real player, Divx, Quicktime gibi Programlarla Açılabilir
Bak: Yedek Dosya
Not defteri gibi Programlarla Açılabilir iç.ine bakılabilir
Bas : Programlama Dili Dosyası
Basic,Visual Basic
BAt: Çalıştırılabilir Dosya
Çift Tıklanarak Çalıştırılabilir.
Bmp: Resim Dosyası
Paint Gibi Resim İşemem Programlarıyla Açılıp Değiştirilebilir.
C,Cpp, H, Hpp: Programlama Dili DOsyası
C, C++ Builder, Visual C
Cab : Sıkıştırılmış Dosya
Çift Tıklanarak İçeriği Görüntülenebilir.
CBl: Programlama Dili Dosyası
Cobol
Cda: Müzik Cd Sinden Alınmış Ses Dosyası
Media Player
Cdr: Corel Draw Grafik Dosyası
Corel Draw
Cfg: Ayar Dosyası
Not Defteri Gibi Editörlerle Açılabilir.
Chk: Scandisk ve chkdsk tarafından oluşturulmuş dosya
Diskte Oluşan hatalı bilgilerin kaydedildiği Dosya işinize
yaramayacağından silebilirsiniz
Cmh : Derlenmiş Html Dosyası
Çift Tıklanarak İçeriği Görüntülenebilir.
Cls: Programlama Dili Dosyası
Visual Basic
Bu Kategorideki Diger yazılar:
28
Aralık
2008

Yılbaşı yaklaştıkça yılbaşına özel ürünlerde piyasada çoğaldı. Yeni yılı evinde bilgisayarı başında geçirmeyi düşünenlere ya da yeni yılda yanında çam ağacı bulundurmak isteyenlere göre usb girişli X-max çam ağacı.

Bu Kategorideki Diger yazılar:
Geçen gün internette gezinirken ücretsiz müzik dinleme sitesi diye bir başlıkla karşılaştım. Bu başlığa tıkladım ve www.grooveshark.com sitesine girdim. Site çok hoşuma gitti, müzikleri indirmeden dinleyebiliyorum. İstersemde tabikide bilgisayarıma indirme imkanım var.
Peki bu site ne işi yarıcak:
- Bilgisayarımda yer yok bir şey indiremem diyenler için hiç indirmeden müzik dinleme,
- Online müzik dinleme,
- İstersek dinlediğimiz şarkıyı bilgisayarımıza indirmek. İndirmek için ilk kayıt gerekir ve daha sonra ücretsiz dilediğiniz kadar müzik indirebilirsiniz.
- Çalma listesi oluşturursunuz,
- Parçaları arkadaşlarınızla paylaşırsınız.
Bu Kategorideki Diger yazılar: