Zamanla Birlikte Hızlıca İlerliyoruz…

Yine bir ayımızı daha tamamlıyoruz ve biz hep aynı sevgiyle, aynı aşkla ilerlemeye devam ediyoruz. Daha 6 ay önce ilk kez gözlerine bakmıştım. Aylar, günler hiç geçmiyor diyoruk. Bir bakmışız ki arkamızda 6 ayı geri bırakıyoruz. Bence hiç de az değil bunu ikimizde biliyoruz. Bir çok şeyimizi paylaştık, paylaşıyoruz ve paylaşacağızda… Hep beni seven o kalbinle hayatta kal olur mu?

4 kişi bunu beğendi

Diğer Benzer Yazılar:


Seni Sevsem Kızar Mısın?

Seni sevsem kızar mısın?
Nerden çıktı bu diye sorma
Ben de bilmiyorum aslında
Önceleri bir arkadaşlık havasında
Sonrasında
Arkadaştan öte bakışlarla
Sana olan yaklaşımımla
Seviyorum galiba
Anla
Seni sevsem kızar mısın?
Aşkımı söylesem kızar mısın?
Neden diye sorma
Ben de bilmiyorum aslında
Zamansız bir duygu gibi
Birden oldu sessizce
Sebepsizce
Aşık oldum galiba
Anla
Aşkımı söylesem kızar mısın?
Yanında olsam kızar mısın?
Neden diye sorma
Ben de bilmiyorum aslında
Yanlış anlama
Arkadaşça değil aşıkça
En yoğun duygularla
Yanında olmak dediğim
Sevdiceğim
Senin kokunla
Ruhunla
Hep yanında
Anla
Yanında olsam kızar mısın?
Seni sevsem
Aşık olduğumu söylesem
Yanında olsam
Kızar mısın?
Evet biliyorum kızarsın
Ne olur kızma
Anla
Bir garibim
Sessiz , sesi çıkmayan bir garip
Sonsuza kadar susacak bir garip
Bunları söylesem kızar mısın?

Seni sevsem kızar mısın?

Nerden çıktı bu diye sorma

Ben de bilmiyorum aslında

Önceleri bir arkadaşlık havasında

Sonrasında

Arkadaştan öte bakışlarla

Sana olan yaklaşımımla

Seviyorum galiba

Anla

Seni sevsem kızar mısın?

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Sevmenin Psikolojisi

Bir an için gözlerinizi kapatın ve sevdiğiniz kişileri göz önüne getirin. Acaba sevdiğiniz bu kişileri neden seviyorsunuz? Neden bazı kişileri çok fazla severken bazılarını daha az seviyorsunuz? Bu soruların cevabı ‘Sevmenin Psikolojisi’nde gizli.
Kimleri daha fazla seviyoruz?
* İlgileri ve inançları bize yakın olanları,
* Belli bir beceri, yetenek ve kabiliyet sahibi olanları
* Taktir edilen karakter ve kişiliklere sahip olanları,
* Bizi sevenleri,
* Bizimle aynı fikirde olanları,
* Bizimle işbirliği içinde olanları,
* Bizi taktir edenleri,
* Sempatik cana yakın insanları diğerlerine göre daha fazla seviyoruz.
Takdir, Beğeni Sözleri ile İyilik Yapmanın Sevme ve Sevilme Üzerindeki Etkileri
Bilinen bir gerçek var o da biz bizi olumlu değerlendirenleri, bizi taktir edenleri, olumsuz değerlendirenlerden daha fazla seviyor olmamız. Ancak bu genellemeyi yaparken bazı nüanslara dikkat etmemiz gerekiyor. Genel olarak bizi olumsuz değerlendirenleri sevmiyoruz. Ancak bizde gelişmeye yol açan fikir ayrılıkları olumsuz değerlendirme yapan kişiyi sevmemize yol açabiliyor.
Genel olarak bizi olumsuz değerlendiren kişileri sevmiyoruz. Ama şu da var ki araştırmalar olumsuz değerlendirmeyi yapan kişileri daha az sevilir bulmamıza karşın onları daha saygın ve kıymetli bir kişi olarak algıladığımızı göstermiştir. Mesela bir deneyde üniversite öğrencilerine aynı romanın kritiğini yapan iki yazarın yazıları okutulmuştur. Bu yazarlardan romanı eleştiren yazar diğerine göre daha zeki, becerikli olarak algılanmıştır. Buna karşın olumlu değerlendirme yapan yazar daha çok sevilmiştir.
Eğer övgü aşırı ve bol bir şekilde olursa manipüle edildiği duygusu oluşturabileceği için aksi tepki gösterebilmektedir. Aşırı övgü, sağlam dayanağı olmadığı imajını oluşturmakta ve ters tepki göstermektedir. Bununla birlikte eğer övgüyü yapan övgüden fayda sağlayacaksa kişi pek fazla sevilmemektedir.
Yine artık kabul gören bir gerçek var ki bize iyilik yapan kişileri seviyoruz. Çünkü iyilik bir ödül anlamını taşıyor ve ödüllendirenler genelde seviliyor. Bir araştırmada belirlenen bir hedefe ulaşan iki farklı çocuk grubundan ilkine hedefe ulaşması sonrasından ödül verilmiştir, diğerine ise verilmemiştir. Ödül verilen grup takım arkadaşlarını diğer gruba göre daha çok sevmiştir. Yani zafere ulaşmamızda bize faydası olan kişileri daha çok seviyoruz, zafere ulaşmamıza kasten yardım etmemiş olsalar bile.
Önceki paragraflarda bize iyilik yapan kişileri sevdiğimizi söylemiştik. Yaptıkları iyilik sonrasında bizden bir şeyler beklentisi içinde olan ya da bu iyilikten çıkarı olan kimseleri ise pek sevdiğimiz söylenemez. Aynen bunun gibi, karşılı olan hediyeleri de pek sevmiyoruz.
Şimdi çok ilginç bir noktaya değinelim. Diyelim ki başka bir kişi tarafından çekici birisi olarak algılanmak istiyoruz? Sizce yapabileceklerimizden bir tanesi ne olabilir? Onun size iyilik yapmasına fırsat desem inanır mısınız? Araştırmalar gösteriyor ki, iyilik yaptığımız kimseleri daha çekici ve sevecen buluyoruz. Ve bu iyiliği hak ettiklerini düşünüyoruz. Yoksa neden onlara iyilik yapalım ki?
Bir deneyle devam edelim. Bir grup üniversite öğrencisi sonunda kendilerine belli bir miktar para ödenen bir deneye katılırlar. Deneyin sonunda ilk gruba araştırmacı tarafından “Kendi bütçemizle yaptığımız bu deneyi mali sıkıntılardan dolayı durdurma noktasına geldik. Sizden rica etsem size verilen parayı bize geri iade edebilir misiniz?” tarzında bir ricada bulunulmuştur. İkinci gruba ise araştırmacının asistanı tarafından aynı ricada bulunulmuştur. 3. grup ise herhangi bir rica ile karşılaşılmamıştır. Deney sonrasında katılımcılara bir anket verilmiş ve bu ankette araştırmacı profesör hakkındaki düşünceleri de sorulmuştur. Sonuçlar göstermiştir ki ilk grupta yer alan ve araştırmacıya iyilik yapan katılımcılar araştırmacıyı daha fazla sevmeye değer bulmuşlardır..

Bir an için gözlerinizi kapatın ve sevdiğiniz kişileri göz önüne getirin. Acaba sevdiğiniz bu kişileri neden seviyorsunuz? Neden bazı kişileri çok fazla severken bazılarını daha az seviyorsunuz? Bu soruların cevabı ‘Sevmenin Psikolojisi’nde gizli.

Kimleri daha fazla seviyoruz?

* İlgileri ve inançları bize yakın olanları,

* Belli bir beceri, yetenek ve kabiliyet sahibi olanları

* Taktir edilen karakter ve kişiliklere sahip olanları,

* Bizi sevenleri,

* Bizimle aynı fikirde olanları,

* Bizimle işbirliği içinde olanları,

* Bizi taktir edenleri,

* Sempatik cana yakın insanları diğerlerine göre daha fazla seviyoruz.

Takdir, Beğeni Sözleri ile İyilik Yapmanın Sevme ve Sevilme Üzerindeki Etkileri

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Aşk Nedir?

Aşk / Love
Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz…
Aşk Nedir?
Aşk, Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde… Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan… Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki… Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki…
Aşk? Yanıtına sığındığımız bir soru daha.
Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir.
Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir. Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu.
Aşk, yalnızca sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında değil, felsefede de işlenmiştir. Filozofların bazıları aşk’ı bir varlık olarak ele alıp, “Aşk, nedir?” sorusunu yanıtlamaya, onun neliğini ortaya koymaya ve belirlemeye girişmişlerdir. Bunlardan bazıları makaleler yazmış, bazıları daha kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Schopenhauer’in “Aşkın Metafiziği”, Afşar Timuçin’in “Aşkın Diyalektiği”, yine yaklaşık olarak aynı kapsamda değerlendirilebilecek olan Alain Finkielkraut’un “Sevginin Bilgeliği”, Herbert Marcuse’un “Eros ve Uygarlık”, Erich From’un “Sevme Sanatı”, bu çalışmalardan bazı örnekler olarak sayılabilir.
Bunların yanı sıra, bilim alanından da, özellikle psikolog ve psikiyatrisiler aşk üzerine çalışmalar yapıp eserler ortaya koymuştur.
İster bilimsel, ister sanatsal, isterse felsefi anlamda ele alınsın, aşkı bir varlık, bir olgu olarak gören ve belirlemeye yönelen her girişimin temelinde, buna girişen bireyin, kendi öznel, deneyimleri ya da deneyimsizlikleri; anlamlandırmaları, yanılsamaları, hayalleri; içerisinde yaşadığı koşullardaki tercihlerini hem kendisi hem de diğerleri nezdinde meşrulaştırma çabaları vardır. Bu çaba, kendilerinin, yani öznelliklerinin paranteze alındığı, hatta, sanki hiç yokmuş gibi algılanmasına olanak veren genelleşen belirleme ve önermelerde bulur ifadesini… Yapılan tanımlarda daha da belirgindir bu özellik… Bundan dolayı yapılan her genelleme öznelliği aşma yada gizleme çabasıdır. Çünkü bilinmesini, sorgulanmasını, alenileşmesini istemez kendi yaşantısının…
Örneğin;
“Aşk, şiddettir.”
“Aşk, tutkudur.”
“Aşk, iradedir.”
“Aşk, iradesizliktir.”
“Aşk, uysallıktır.”
“Aşk, sahibine yaltaklanmaktır.”
“Aşk, kediliktir.”
“Aşk, ihanettir.”
“Aşk, köpekliktir.”
“Aşk, sadakattir.”
Tanımlarının her birinde gizlenen bireysel yaşantılar ve bunlara dayanan öznel anlamlandırmalar vardır. Ancak tanımın genelliğinden dolayı, bunları okuyanlar, bu tanımları verenlerin/yapanların bireyselliğini düşünmez bile… Oysa bu tanımlar, gerçekliğini esas olarak, tanımı yapanın, adına “aşk” dediği ilişkide bulur. Daha ötesinde değil… Acaba yaşanan gerçek bir aşk mıydı? Okuyan bilebilir mi ki bunu…
Aşk’ı varolana aşkın kılmaya çalışmanın anlamı da gereği de yoktur. Aşk metafizik bir şey olmadığı gibi, herhangi, sıradan denilebilecek bir şey de değildir.

Aşk / Love

Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz…

Aşk Nedir?

Aşk, Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde… Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan… Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki… Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki…

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Aşkın 5 Türü

Ilk Aşk
Ne yaparsanız yapın, ilk aşkınızı unutmanız mümkün değildir. Yıllar sonra dönüp, “ben ona nasıl aşık olmuştum acaba” diye pişmanlıkla karışık garip bir duygu da yaşayabilirsiniz, olsun. O, size ilk aşkı tattırmış, en önemli yaşam tecrübelerinizden birini yaşatmıştır. Aranızda geçenler acı bile olsa, dönüp minnetle anacağınız biri hep var olacak. Daha ne olsun?
Yıldırım Aşk
Var mı yok mu tartışmasının içinde değiliz. Diyelim ki var. Demek ki bazılarının duyguları yağmur olup yağabiliyormuş. Yıldırım aşkla başlayıp yıllar süren beraberlikler de var üstelik. Barda oturan kadını/erkeği görüp “bu akşam nasıl yatağa atarım?” diye düşünenlerden bahsetmiyoruz elbette. Sözünü ettiğimiz gerçek yıldırım aşk. Tek dikkat edilmesi gereken, sürekli yıldırım aşka tutulanların genellikle kendi yarattıkları illüzyonun peşinden koşmaları, gerçekle karşılaştıklarında da yeni bir illüzyon yaratmalarıdır.
Olanaksız Aşk
Bazen yolda yürürken rastlarız, bazen en yakınımızda bulunabilirler. “Bu ikisi bir araya nasıl gelmiş?” diye düşünürüz. Kendi başımıza geldiği de olmuştur, pedini sağa sola bırakan bir kadın ya da televizyondaki futbol maçını seyrederken daha önce hiç duymadığınız küfürler eden bir adam. Aman Allahım?” dersiniz. Ama olmuştur bir kere. Her aşkın olanaksız bir tarafı vardır gerçi, çoğunlukla bunları görmemeyi yeğleriz. Ama bu olanaksız taraflar bazen o kadar ağır basar ki, aşkın hem kaynağı, hem iddiasi, hem motorize gücü, hem de terminatörü olurlar.
Yasak Aşk
Men edilmiş, engellenmiş ve çoğu zaman da yasadışıdır. Ama aşığın gözü görmez ki… Belki de aşkı aşk yapan bu “illegal” tarafıdır. Kimbilir?
Platonik Aşk
Onu görmek bile sizi heyecanlandırırken, o sizin yanınızdan, geçip gider. Siz heyecandan sapır sapır titrerken, o işiyle meşgul olur. O sizin için hayatınızdakı en önemli kişiyken, siz onun için sıradan birisinizdir. Hem aşık hem de salak hissedersiniz kendinizi… Davranışlarından, konuşmalarından işaretler alıp, umutlanır, bozulur, küsersiniz. Insanın bir kereliğine bu duruma düşmesi, tecrübesizlikle yorumlanıp, bağışlanabilir. Ancak, bir kereden fazla başınıza geldiyse, oturup kendi hakkınızda düşünmenizde yarar var.

İlk Aşk

Ne yaparsanız yapın, ilk aşkınızı unutmanız mümkün değildir. Yıllar sonra dönüp, “ben ona nasıl aşık olmuştum acaba” diye pişmanlıkla karışık garip bir duygu da yaşayabilirsiniz, olsun. O, size ilk aşkı tattırmış, en önemli yaşam tecrübelerinizden birini yaşatmıştır. Aranızda geçenler acı bile olsa, dönüp minnetle anacağınız biri hep var olacak. Daha ne olsun?

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Aşk Nedir?

– Aşk delicesine flört ederken yanındakinin hiç bir şey yapmama hakkını teslim etmektir. Saygıdır.
– Aşk zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.
– Aşk şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.
– Aşk saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.
– Aşk “Sevişelim” demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir. Anlaşmaktır.
– Aşk bağlandığını sandığında, karşındakine “hayır” deme şansını tanımaktır. İnceliktir.
– Aşk korumaktır. Sorumluluktur.
– Aşk ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır.
– Aşk “Durma yoksa seni öldürürüm” lafını duymaktır. Şehvettir.
– Aşk evinizdeki herşeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.
– Aşk sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir.
– Aşk saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir.
– Aşk sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur.
– Aşk gecenin bir vaktinde “Sen uyu benim gitmem gerek” dediğinizde “Uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim” cevabını almaktır. Sıcaklıktır.
– Aşk tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir. Tazeliktir.
– Aşk uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır.
– Aşk kocaman yatağın üçte birine sığışmaktır. Yakınlıktır.
– Aşk evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir.
– Aşk “Hoşçakal” dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir. Kaderdir.
– Aşk “gerindiğinde sızlayan vücut” lafının anlamını bilmektir. Derstir.
– Aşk ecza dolabını açtığında, dişmacunu kapağını kapatılmamış bulmaktır. Uyumdur.
– Aşk pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır. Düşüncedir.
– Aşk rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. Yalnızlıktır.
– Aşk asla anlatılmayacak hikayelerdir. Özeldir.

– Aşk delicesine flört ederken yanındakinin hiç bir şey yapmama hakkını teslim etmektir. Saygıdır.

– Aşk zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.

– Aşk şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.

– Aşk saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.

– Aşk “Sevişelim” demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir. Anlaşmaktır.

– Aşk bağlandığını sandığında, karşındakine “hayır” deme şansını tanımaktır. İnceliktir.

– Aşk korumaktır. Sorumluluktur.

– Aşk ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır.

– Aşk “Durma yoksa seni öldürürüm” lafını duymaktır. Şehvettir.

– Aşk evinizdeki herşeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Aşk Bir Devrik Cümle

Aşk Bir Devrik Cümle

Sendeki her şey olması çok zor, bir kelimenin

İçimdeki her şeye tercüman oysa ismindeki hecelerin

Susmaya kurulu olmasa da, susmaya mecbur bırakıldı bu sevda

Bir tek öznesi kaldı aşk denen bu devrik cümlenin

İkiye böldün hem de hiç hak hukuk gözetmeksizin

Sadece özneyi bana bıraktın

Oda ben olduğum için

Sonra o cümlede bir harf bile bırakmadın

Kazıya kazıya söküp götürdün kalbimden

Şimdi her şey yolunda sanıyorsun ya

Değil, en azından benim için

Hiçbir zamanda olmayacak

Kalbimi kazıdın ya, götürdün ya içimdeki senle alakalı tüm harfleri

Şimdi izleri sızlatıyor canımı

Her şeyin okunaklı ve bu sefer gerçekten dindiremiyorum sızımı

Her nefeste bir harf batıyor

Her nefeste kanıyorum…

Bu aşk için için buram buram memleket kokuyor

Her satırda bir an daha ölüyorum…

Kelimeler gibi gözlerimde durmuyor

Her koyamadığım nokta yerine ağlıyorum…

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar: