Bitsin Artık

Gece yine göz yaşlarımla yasını tuttum sevgilim
Tam üç yıl oldu seni kazada kaybettiğim
Geçen her saniye özlemimi arttırdı meleğim
Sensizlik denen bu işkence bitsin artık
Yüreğim burkuluyor sen aklıma geldikçe
Ölümü daha çok istiyorum seni özledikçe
Gözyaşlarıyla ıslanıyorum resimlerini öptükçe
Hasret denen bu işkence bitsin artık
Hayatımda her şey senin anılarınla dolu
Her hücrem hissediyor sanki senin yokluğunu
Hiçbir şey dolduramaz hayatımdaki boşluğunu
Ayrılık denen bu işkence bitsin artık
Üç yıldır çekiyorum bu çekilmez çileyi
Özledim seninle hayata karşı yürümeyi
Bırakır mı bu sevdalı yürek seni sevmeyi
Özlem denen bu işkence bitsin artık
Hayat çok acımasızmış seni aldı elimden
Kan damlıyor sanki her gün yaralı yüreğimden
Ne kadar çok yakındayım belki sevdiğimden
Hayat denen bu işkence bitsin artık

Gece yine göz yaşlarımla yasını tuttum sevgilim

Tam üç yıl oldu seni kazada kaybettiğim

Geçen her saniye özlemimi arttırdı meleğim

Sensizlik denen bu işkence bitsin artık

Yüreğim burkuluyor sen aklıma geldikçe

Ölümü daha çok istiyorum seni özledikçe

Gözyaşlarıyla ıslanıyorum resimlerini öptükçe

Hasret denen bu işkence bitsin artık

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


.com 25 Yaşında

Massachusetts’teki Symbolics bilgisayar firması, .com uzantılı ilk web adresini Mart 1985’te tescil ettirerek internet tarihine geçti… .com şimdi 25 yaşında…
İnternette .com uzantılı ilk alan adının kaydettirilmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti.
Massachusetts’teki Symbolics bilgisayar firması, .com uzantılı ilk web adresini Mart 1985’te tescil ettirerek internet tarihine geçti. Aynı yıl içinde beş firma daha bu uzantıya sahip alan adları aldı. Başlarda oldukça yavaş ilerleyen ‘alan adı kapma’ yarışı daha sonra büyük hız kazandı. Bir milyonuncu .com adresi 1997’de kaydedildi.
Bugün 250 milyon web adresinin en az 80 milyonu .com uzantılı ve buna her ay yaklaşık 668 bin adres daha ekleniyor. 1985-2000 arasında kaydedilen .com alan adı sayısı 21 milyonken, 2000 ile 2010 arasında bu rakam 57 milyonu buldu. Bu da 1 trilyondan fazla web sayfasıan denk geliyor.
1990’ların başlarına kadar pek az kişinin haberdar olduğu .com uzantılı web adresleri, BBC’nin haberine göre, özellikle Netscape’in Mosaic internet tarayıcısının yayınlanmasıyla popüler olmaya başladı.
Uzmanlar, Mosaic sayesinde sıradan insanların da internete girmeye başladığını ve alan adı kayıt işlemlerinin katlanarak arttığını belirtiyor. ‘Ticari’ anlamında olduğundan başlarda sadece firmaların tercih ettiği uzantı, daha sonra her kesimce tescil edilip kullanılmaya başlandı.
Bugün dünyada 1.7 milyar insan, yani dünya nüfusunun yaklaşık dörtte biri internet kullanıyor. .com uzantılı alan adlarının dağıtımından sorumlu Verisign firmasının CEO’su Mark McLaughlin, tüm uzantılar dahil günde aldıkları alan adı talebinin 1995 yılının tümünde alınana eşit olduğunu söyledi.
McLaughlin, 2020 yılında internette çalışır durumda 4 ila 6 katrliyon web sayfası olacağı tahmininde bulundu.
1985 ve 1986’da .com alan adını alan ilk 10 şirket tarih sırasıyla şöyle:
Symbolics.com – 15 Mart 1985
BBN.com – 24 Nisan 1985
Think.com – 24 Mayıs 1985
MCC.com – 11 Temmuz 1985
DEC.com – 30 Eylül 1985
Northrop.com – 7 Kasım 1985
Serox.com – 9 Ocak 1986
SRI.com – 17 Ocak 1986
HP.com – 3 Mart 1986
Bellcore.com – 5 Mart 1986

Massachusetts’teki Symbolics bilgisayar firması, .com uzantılı ilk web adresini Mart 1985’te tescil ettirerek internet tarihine geçti… .com şimdi 25 yaşında…

İnternette .com uzantılı ilk alan adının kaydettirilmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti.

Massachusetts’teki Symbolics bilgisayar firması, .com uzantılı ilk web adresini Mart 1985’te tescil ettirerek internet tarihine geçti. Aynı yıl içinde beş firma daha bu uzantıya sahip alan adları aldı. Başlarda oldukça yavaş ilerleyen ‘alan adı kapma’ yarışı daha sonra büyük hız kazandı. Bir milyonuncu .com adresi 1997’de kaydedildi.

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Aşk Nedir?

Aşk / Love
Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz…
Aşk Nedir?
Aşk, Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde… Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan… Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki… Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki…
Aşk? Yanıtına sığındığımız bir soru daha.
Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir.
Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir. Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu.
Aşk, yalnızca sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında değil, felsefede de işlenmiştir. Filozofların bazıları aşk’ı bir varlık olarak ele alıp, “Aşk, nedir?” sorusunu yanıtlamaya, onun neliğini ortaya koymaya ve belirlemeye girişmişlerdir. Bunlardan bazıları makaleler yazmış, bazıları daha kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Schopenhauer’in “Aşkın Metafiziği”, Afşar Timuçin’in “Aşkın Diyalektiği”, yine yaklaşık olarak aynı kapsamda değerlendirilebilecek olan Alain Finkielkraut’un “Sevginin Bilgeliği”, Herbert Marcuse’un “Eros ve Uygarlık”, Erich From’un “Sevme Sanatı”, bu çalışmalardan bazı örnekler olarak sayılabilir.
Bunların yanı sıra, bilim alanından da, özellikle psikolog ve psikiyatrisiler aşk üzerine çalışmalar yapıp eserler ortaya koymuştur.
İster bilimsel, ister sanatsal, isterse felsefi anlamda ele alınsın, aşkı bir varlık, bir olgu olarak gören ve belirlemeye yönelen her girişimin temelinde, buna girişen bireyin, kendi öznel, deneyimleri ya da deneyimsizlikleri; anlamlandırmaları, yanılsamaları, hayalleri; içerisinde yaşadığı koşullardaki tercihlerini hem kendisi hem de diğerleri nezdinde meşrulaştırma çabaları vardır. Bu çaba, kendilerinin, yani öznelliklerinin paranteze alındığı, hatta, sanki hiç yokmuş gibi algılanmasına olanak veren genelleşen belirleme ve önermelerde bulur ifadesini… Yapılan tanımlarda daha da belirgindir bu özellik… Bundan dolayı yapılan her genelleme öznelliği aşma yada gizleme çabasıdır. Çünkü bilinmesini, sorgulanmasını, alenileşmesini istemez kendi yaşantısının…
Örneğin;
“Aşk, şiddettir.”
“Aşk, tutkudur.”
“Aşk, iradedir.”
“Aşk, iradesizliktir.”
“Aşk, uysallıktır.”
“Aşk, sahibine yaltaklanmaktır.”
“Aşk, kediliktir.”
“Aşk, ihanettir.”
“Aşk, köpekliktir.”
“Aşk, sadakattir.”
Tanımlarının her birinde gizlenen bireysel yaşantılar ve bunlara dayanan öznel anlamlandırmalar vardır. Ancak tanımın genelliğinden dolayı, bunları okuyanlar, bu tanımları verenlerin/yapanların bireyselliğini düşünmez bile… Oysa bu tanımlar, gerçekliğini esas olarak, tanımı yapanın, adına “aşk” dediği ilişkide bulur. Daha ötesinde değil… Acaba yaşanan gerçek bir aşk mıydı? Okuyan bilebilir mi ki bunu…
Aşk’ı varolana aşkın kılmaya çalışmanın anlamı da gereği de yoktur. Aşk metafizik bir şey olmadığı gibi, herhangi, sıradan denilebilecek bir şey de değildir.

Aşk / Love

Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz…

Aşk Nedir?

Aşk, Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde… Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan… Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki… Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki…

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


İkinci Vize Sınavım

Evet sonunda bugün 2. vize sınavımızı olduk. Her ne kadar da heyecan yok desem az çok oluyor ya 🙂 Kendime güvenim her zaman var, yapabilceğime güveniyorum ama yinede heyecan oluyor. Her neyse bir an önce sınav sonucumu büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum. Beklemede kalın 😛  😀

Evet ilk vize sonucumu buradaki konumda açıklamıştım ve  sonunda bugün 2. vize sınavımızı olduk. Her ne kadar da heyecan yok desem az çok oluyor ya 🙂 Kendime güvenim her zaman var, yapabilceğime güveniyorum ama yinede heyecan oluyor. Bu artık benim için kaçınılmaz.  Her neyse bir an önce sınav sonucumu büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum. Hadi bakalım : )

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Tema Değişikliğim

Alican ile siteler için tema ararken konu dönüp dolaşıp bir şekilde benim siteye geldi 🙂 İkimizde tema ararken benim önerdiğim tema ise bu temaydı. İkimizde gayet hoş bulduk bu temayı ve ardında Alican “sitene yapsana bu temayı” dedi. Her ne kadar da biraz düşünsemde dayanamayıp bu güzel temayı sitemde aktifleştirdim. Umarım beğenmişsiniz. Gerçi sizin beğenip beğenmemeniz beni ilgilendirmez ben beğendim yeter o bana 😀

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


CaferKara.Org 1 Yaşında

Günlerden Cuma 14:57’yi gösteriyordu ve Caferkara.org web sitesi internet alemine giriş yaptı. O zaman kadar sitelerle uğraşmama rağmen tabikide içimde kendime ait bir kişisel sitemin olma sevincindeydim. Siteyi açmadan ben bir çok yazıcaklarımı, neler yapıcaklarımı kafamda planlayıp bilgisayara yazmıştım. Sitem açıldığında ise wordpress’i kurdum ve ardından siyah bir tema yükledim. Aslında siyah tema benim daha çok ilgimi çekiyor ve halada öyle. O zaman şöyle birşey sorabilirsiniz; “Neden şuanki teman beyaz?” Şöyle açıklayabilirim. Siyah tema her ne kadar da güzel olsada biraz fazla göz ağrıtmaktadır. Bende siteme giricek değerli ziyaretçileri düşünerekten açık renk tema koymakta karar verdim : )
İşte kısaca özetledim sitemin açılım aşamasını… Umarım uzun süre boyunca bu sitenin açık kalmasını sürdüreceğim nice yıllara 🙂

19.12.2009

Günlerden Cuma 14:57’yi gösteriyordu ve Caferkara.org web sitesi internet alemine giriş yaptı. O zaman kadar sitelerle uğraşmama rağmen tabikide içimde kendime ait bir kişisel sitemin olma sevincindeydim. Siteyi açmadan ben bir çok yazıcaklarımı, neler yapıcaklarımı kafamda planlayıp bilgisayara yazmıştım. Sitem açıldığında ise wordpress’i kurdum ve ardından siyah bir tema yükledim. Aslında siyah tema benim daha çok ilgimi çekiyor ve halada öyle. O zaman şöyle birşey sorabilirsiniz; “Neden şuanki teman beyaz?” Şöyle açıklayabilirim. Siyah tema her ne kadar da güzel olsada biraz fazla göz ağrıtmaktadır. Bende siteme giricek değerli ziyaretçileri düşünerekten açık renk tema koymakta karar verdim : )

İşte kısaca özetledim sitemin açılım aşamasını… Umarım uzun süre boyunca bu sitenin açık kalmasını sürdüreceğim nice yıllara 🙂

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Sana Benzemeyen Birini Sevdim

Yeni umutlarım yeni aşkım var
Artık mazi oldu eski anılar
Tatmamıştı gönlüm böyle duygular
Sana benzemeyen birini sevdim
Onunla mutluluk doldu içime
Onunla bir dünya kurdum kendime
Gerçek seven buldum artık gönlüme
Sana benzemeyen birini sevdim
Seviyor üzmüyor kırmıyor beni
O bana tattırdı gerçek sevgiyi
Söyle nasıl sevmem böyle birini
Sana benzemeyen birini sevdim

Yeni umutlarım yeni aşkım var

Artık mazi oldu eski anılar

Tatmamıştı gönlüm böyle duygular

Sana benzemeyen birini sevdim

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Aşkına Sürgünüm

Gönül deryana dalıp, aşkınla vurgun yedim,
Sevdana esir oldum, yar aşkına sürgünüm.
Şikayetçi değilim,yüreğim yorgun dedim,
Anla beni gör gayrı, yar aşkına sürgünüm.
Düştüm senin eline, yay kaşına ger beni,
Kirpiklerin ok eyle, vurup yere ser beni,
Sevgi tezgahını kur, yumak yumak sar beni,
İlmek ilmek ör gayrı, yar aşkına sürgünüm.
Öldürmekse amacın, özgürsün desen yeter,
Senden ayrı yaşamak, bana ölümden beter,
Kalbin zindanım olsa, sevdan burnumda tüter,
Gönlüm sende hür gayrı, yar aşkına sürgünüm.
Aşkından perişanım, halin ne diye sorma,
Bu ömrümü adadım, kalbimi artık yorma,
Gönül ferman dinlemez, sevgime karşı durma,
Vuracaksan vur gayrı, yar aşkına sürgünüm.

Gönül deryana dalıp, aşkınla vurgun yedim,

Sevdana esir oldum, yar aşkına sürgünüm.

Şikayetçi değilim,yüreğim yorgun dedim,

Anla beni gör gayrı, yar aşkına sürgünüm.

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar:


Çok Seviyorum Seni

Gözlerinde huzur var..
Parmakların upuzun, narin ama güçlü ellerinde öyle kibar duruyorlar ki..
Yüzünün tam da konumlanması gereken yerine sessiz sedasızca oturmuş kendinden emin bir burun..
Kirpiklerin şaşırarak ve hayretle bakarken; kaşlarına değmekten hiç çekinmiyor..özen ve intizamla sağ dudağını ve sağ kaşını yukarıya çekmek suretiyle yüzde hin bir gülümseme oluşturuyor ki o vakitlerde ölmek, o civarlarda gömülmek isteyesin..
Hayatta, -YADA-dünyada, yok evrende rastlanabilecek, yok yok rastlanamayacak kadar güzel bir gülüşe sahip… sende bunun farkındasın ki; olur olmaz şeylere harcamıyorsun o gülüşü…
Hüznümü, sıkıntımı her an ama her ne olursa olsun her an alıp götürmeye kabiliyetli iki dudak arasını da es geçmemeli tabi..onlar sayesinde sabah şarkılar söyleyerek uyanıp, merdivenleri zıplayarak çıkan bir kızım ben çünkü..
Bir kalbin var ki; kırılmaya alışkın, hazır, narin ama bir o kadar da güçlü bağlarla bağlı kendi dünyasına..
Yorulmaz, isyan etmez, şikayet hiç etmez bir beden..
Sesin var bir de.. huzur ve dinginlik veren, çok derinlerden gelip bir daha asla kulaklardan silinmeyecek olan bir ses ki..
Taptatlı bir yürek.. yorgun ama tatlı; ulaşılması güç ama koskocaman; yer var içeride ama kalabalık : ) , yine de girilesi, görülesi, yaşanası, sevilesi, vazgeçilmeyesi…
Ve tabi bir de hayranlık uyandıracak kadar güzel bakışların var.. kıskançlık uyandıracak kadar etkileyici ve boyunduruğu altına girilecek kadar iddialı..
Hayata karşı nasıl dimdik bir duruştur o öyle.. bütün tabuları yıkabilir bir anda, hatta tabu yok lugatında.. onurlu bir duruş.. kendinden emin..ama bazen bir o kadar savunmasız ki; konuşurken kollarımın arasında buluveriyorum sanki sığınmak, kaçmak ister gibi bana doğru..
Bir de çok güçlüsün.. öyle güçlü ki; her şeye göğüs gerip, her şeyin üstesinden gelebilir; ama kıyamıyorsan karşıdakine o zaman üzülebilir birlikte en saçma şeylere bile..
Şansım
Işığım
Uğurum
Gökyüzüm
Sebeb-i hayatım
Can yeleğim
Ruhumun pırıltısı
Gözümün bebeği
Özüm
Canımın içi
Yüreğimin Diğer Yarısı..
HERŞEYİM….
uzuuuuunn zamanlar yanı başında olacağım senin.. sen de benim.. göndermeyeceğim seni.. gitmek istesen de gidemeyeceksin yanı başımdan öteye..

Gözlerinde huzur var..

Parmakların upuzun, narin ama güçlü ellerinde öyle kibar duruyorlar ki..

Yüzünün tam da konumlanması gereken yerine sessiz sedasızca oturmuş kendinden emin bir burun..

Kirpiklerin şaşırarak ve hayretle bakarken; kaşlarına değmekten hiç çekinmiyor..özen ve intizamla sağ dudağını ve sağ kaşını yukarıya çekmek suretiyle yüzde hin bir gülümseme oluşturuyor ki o vakitlerde ölmek, o civarlarda gömülmek isteyesin..

Devamını Oku

İlk siz beğenin

Diğer Benzer Yazılar: