15

Şubat
2011

Seni Sevmeyi Seviyorum

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Romantik Anlar  |  Yorum: Yok   |  
Ne güzel geliyor aşk insana, ne güzelleşiyor insan aşkla! Severken güneş nasıl daha parlak doğuyor? Aşk, gökyüzünün mavisini mi değiştiriyor?
Seni, içimdeki bütün gece yarısı karanlıklarını silen bir tutkuyla seviyorum. Geçmişte yaşadığım acılar bu yüreğin içinde değil miydi? Sen gelince onlara ne oldu?
Gözlerim parlıyor sanki, güzelleştim mi ne? Hiç giymediğim o kırmızı bluz artık çok yakışıyor bana. Aklımın oyunu mu bunlar?
Aşk; lunaparktaki sihirli aynalar gibi, kendi zamanına göre seni şekillendiriyor. İçim içime sığmıyor, kalbim hep ağzımda, yürek atışlarımı duyuyorum . Gençlik gibi…
Seninle buluşacağımız saatler yaklaştıkça, bir telaş kaplıyor ruhumu. Ne giyeceğime karar veremiyorum bir türlü, gardırop yatağın üstüne boşalıyor.
Zamanın hem bu kadar yavaş, hem bu kadar hızlı geçti tek yer, aşkın evi olmalı. Sensizliğe tahammülü yok saatin, seninleyken su gibi akıyor.
Seni sevmeyi ne çok seviyorum, bilemezsin! Sevdikçe büyüyorum, çoğalıyorum. Her şeyi yapabilirmişim gibi geliyor. Her sorunu aşabilirim, her derde derman bulabilirmişim gibi.. Yapabilir miyim?

Bu Kategorideki Diger yazılar:


25

Haziran
2010

Seni Seviyorum

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Romantik Anlar  |  Yorum: Yok   |  
sevmek; bakmak değil görmekse eğer,
sevmek; yanındayken başını
omuzuna koyabilmekse eğer,
sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer,
SENİ SEVİYORUM….
* * * * *
sevmek; senle iken yere daha sağlam
basabilmekse eğer,
sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi
hissetmekse eğer,
sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer
sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle
seni ısıtmaksa eğer,
sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin
kopmasıysa eğer,
sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan
bakabilmekse eğer,
sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
SENİ SEVİYORUMsevmek; bakmak değil görmekse eğer,sevmek; yanındayken başınıomuzuna koyabilmekse eğer,sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer,SENİ SEVİYORUM….
* * * * *
sevmek; senle iken yere daha sağlam basabilmekse eğer,sevmek; yokluğunda seninleymiş gibihissetmekse eğer,sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer,SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğersevmek;sen üşüdüğünde gölgemle seni ısıtmaksa eğer,sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer,SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin kopmasıysa eğer,sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan bakabilmekse eğer,sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer,SENİ SEVİYORUM
Sevmek; bakmak değil görmekse eğer,
Sevmek; yanındayken başını
Omuzuna koyabilmekse eğer,
Sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer,
SENİ SEVİYORUM….
* * * * *
Sevmek; senle iken yere daha sağlam
Basabilmekse eğer,
Sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi
Hissetmekse eğer,
Sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
Sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer
Sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle
Seni ısıtmaksa eğer,
Sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
Sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin
Kopmasıysa eğer,
Sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan
Bakabilmekse eğer,
Sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *

Bu Kategorideki Diger yazılar:


3

Mart
2010

Aşk Nedir?

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Romantik Anlar  |  Yorum: Yok   |  
Aşk / Love
Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz…
Aşk Nedir?
Aşk, Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde… Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan… Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki… Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki…
Aşk? Yanıtına sığındığımız bir soru daha.
Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir.
Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir. Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu.
Aşk, yalnızca sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında değil, felsefede de işlenmiştir. Filozofların bazıları aşk’ı bir varlık olarak ele alıp, “Aşk, nedir?” sorusunu yanıtlamaya, onun neliğini ortaya koymaya ve belirlemeye girişmişlerdir. Bunlardan bazıları makaleler yazmış, bazıları daha kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Schopenhauer’in “Aşkın Metafiziği”, Afşar Timuçin’in “Aşkın Diyalektiği”, yine yaklaşık olarak aynı kapsamda değerlendirilebilecek olan Alain Finkielkraut’un “Sevginin Bilgeliği”, Herbert Marcuse’un “Eros ve Uygarlık”, Erich From’un “Sevme Sanatı”, bu çalışmalardan bazı örnekler olarak sayılabilir.
Bunların yanı sıra, bilim alanından da, özellikle psikolog ve psikiyatrisiler aşk üzerine çalışmalar yapıp eserler ortaya koymuştur.
İster bilimsel, ister sanatsal, isterse felsefi anlamda ele alınsın, aşkı bir varlık, bir olgu olarak gören ve belirlemeye yönelen her girişimin temelinde, buna girişen bireyin, kendi öznel, deneyimleri ya da deneyimsizlikleri; anlamlandırmaları, yanılsamaları, hayalleri; içerisinde yaşadığı koşullardaki tercihlerini hem kendisi hem de diğerleri nezdinde meşrulaştırma çabaları vardır. Bu çaba, kendilerinin, yani öznelliklerinin paranteze alındığı, hatta, sanki hiç yokmuş gibi algılanmasına olanak veren genelleşen belirleme ve önermelerde bulur ifadesini… Yapılan tanımlarda daha da belirgindir bu özellik… Bundan dolayı yapılan her genelleme öznelliği aşma yada gizleme çabasıdır. Çünkü bilinmesini, sorgulanmasını, alenileşmesini istemez kendi yaşantısının…
Örneğin;
“Aşk, şiddettir.”
“Aşk, tutkudur.”
“Aşk, iradedir.”
“Aşk, iradesizliktir.”
“Aşk, uysallıktır.”
“Aşk, sahibine yaltaklanmaktır.”
“Aşk, kediliktir.”
“Aşk, ihanettir.”
“Aşk, köpekliktir.”
“Aşk, sadakattir.”
Tanımlarının her birinde gizlenen bireysel yaşantılar ve bunlara dayanan öznel anlamlandırmalar vardır. Ancak tanımın genelliğinden dolayı, bunları okuyanlar, bu tanımları verenlerin/yapanların bireyselliğini düşünmez bile… Oysa bu tanımlar, gerçekliğini esas olarak, tanımı yapanın, adına “aşk” dediği ilişkide bulur. Daha ötesinde değil… Acaba yaşanan gerçek bir aşk mıydı? Okuyan bilebilir mi ki bunu…
Aşk’ı varolana aşkın kılmaya çalışmanın anlamı da gereği de yoktur. Aşk metafizik bir şey olmadığı gibi, herhangi, sıradan denilebilecek bir şey de değildir.

Aşk / Love

Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz…

Aşk Nedir?

Aşk, Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde… Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan… Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki… Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki…

Bu Kategorideki Diger yazılar:


29

Kasım
2009

Sana Benzemeyen Birini Sevdim

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Romantik Anlar  |  Yorum: 1  |  
Yeni umutlarım yeni aşkım var
Artık mazi oldu eski anılar
Tatmamıştı gönlüm böyle duygular
Sana benzemeyen birini sevdim
Onunla mutluluk doldu içime
Onunla bir dünya kurdum kendime
Gerçek seven buldum artık gönlüme
Sana benzemeyen birini sevdim
Seviyor üzmüyor kırmıyor beni
O bana tattırdı gerçek sevgiyi
Söyle nasıl sevmem böyle birini
Sana benzemeyen birini sevdim

Yeni umutlarım yeni aşkım var

Artık mazi oldu eski anılar

Tatmamıştı gönlüm böyle duygular

Sana benzemeyen birini sevdim

Bu Kategorideki Diger yazılar:


29

Kasım
2009

Aşkına Sürgünüm

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Romantik Anlar  |  Yorum: Yok   |  
Gönül deryana dalıp, aşkınla vurgun yedim,
Sevdana esir oldum, yar aşkına sürgünüm.
Şikayetçi değilim,yüreğim yorgun dedim,
Anla beni gör gayrı, yar aşkına sürgünüm.
Düştüm senin eline, yay kaşına ger beni,
Kirpiklerin ok eyle, vurup yere ser beni,
Sevgi tezgahını kur, yumak yumak sar beni,
İlmek ilmek ör gayrı, yar aşkına sürgünüm.
Öldürmekse amacın, özgürsün desen yeter,
Senden ayrı yaşamak, bana ölümden beter,
Kalbin zindanım olsa, sevdan burnumda tüter,
Gönlüm sende hür gayrı, yar aşkına sürgünüm.
Aşkından perişanım, halin ne diye sorma,
Bu ömrümü adadım, kalbimi artık yorma,
Gönül ferman dinlemez, sevgime karşı durma,
Vuracaksan vur gayrı, yar aşkına sürgünüm.

Gönül deryana dalıp, aşkınla vurgun yedim,

Sevdana esir oldum, yar aşkına sürgünüm.

Şikayetçi değilim,yüreğim yorgun dedim,

Anla beni gör gayrı, yar aşkına sürgünüm.

Bu Kategorideki Diger yazılar:


26

Kasım
2009

Çok Seviyorum Seni

Yazar: Cafer Kara  |  Kategori: Romantik Anlar  |  Yorum: Yok   |  
Gözlerinde huzur var..
Parmakların upuzun, narin ama güçlü ellerinde öyle kibar duruyorlar ki..
Yüzünün tam da konumlanması gereken yerine sessiz sedasızca oturmuş kendinden emin bir burun..
Kirpiklerin şaşırarak ve hayretle bakarken; kaşlarına değmekten hiç çekinmiyor..özen ve intizamla sağ dudağını ve sağ kaşını yukarıya çekmek suretiyle yüzde hin bir gülümseme oluşturuyor ki o vakitlerde ölmek, o civarlarda gömülmek isteyesin..
Hayatta, -YADA-dünyada, yok evrende rastlanabilecek, yok yok rastlanamayacak kadar güzel bir gülüşe sahip… sende bunun farkındasın ki; olur olmaz şeylere harcamıyorsun o gülüşü…
Hüznümü, sıkıntımı her an ama her ne olursa olsun her an alıp götürmeye kabiliyetli iki dudak arasını da es geçmemeli tabi..onlar sayesinde sabah şarkılar söyleyerek uyanıp, merdivenleri zıplayarak çıkan bir kızım ben çünkü..
Bir kalbin var ki; kırılmaya alışkın, hazır, narin ama bir o kadar da güçlü bağlarla bağlı kendi dünyasına..
Yorulmaz, isyan etmez, şikayet hiç etmez bir beden..
Sesin var bir de.. huzur ve dinginlik veren, çok derinlerden gelip bir daha asla kulaklardan silinmeyecek olan bir ses ki..
Taptatlı bir yürek.. yorgun ama tatlı; ulaşılması güç ama koskocaman; yer var içeride ama kalabalık : ) , yine de girilesi, görülesi, yaşanası, sevilesi, vazgeçilmeyesi…
Ve tabi bir de hayranlık uyandıracak kadar güzel bakışların var.. kıskançlık uyandıracak kadar etkileyici ve boyunduruğu altına girilecek kadar iddialı..
Hayata karşı nasıl dimdik bir duruştur o öyle.. bütün tabuları yıkabilir bir anda, hatta tabu yok lugatında.. onurlu bir duruş.. kendinden emin..ama bazen bir o kadar savunmasız ki; konuşurken kollarımın arasında buluveriyorum sanki sığınmak, kaçmak ister gibi bana doğru..
Bir de çok güçlüsün.. öyle güçlü ki; her şeye göğüs gerip, her şeyin üstesinden gelebilir; ama kıyamıyorsan karşıdakine o zaman üzülebilir birlikte en saçma şeylere bile..
Şansım
Işığım
Uğurum
Gökyüzüm
Sebeb-i hayatım
Can yeleğim
Ruhumun pırıltısı
Gözümün bebeği
Özüm
Canımın içi
Yüreğimin Diğer Yarısı..
HERŞEYİM….
uzuuuuunn zamanlar yanı başında olacağım senin.. sen de benim.. göndermeyeceğim seni.. gitmek istesen de gidemeyeceksin yanı başımdan öteye..

Gözlerinde huzur var..

Parmakların upuzun, narin ama güçlü ellerinde öyle kibar duruyorlar ki..

Yüzünün tam da konumlanması gereken yerine sessiz sedasızca oturmuş kendinden emin bir burun..

Kirpiklerin şaşırarak ve hayretle bakarken; kaşlarına değmekten hiç çekinmiyor..özen ve intizamla sağ dudağını ve sağ kaşını yukarıya çekmek suretiyle yüzde hin bir gülümseme oluşturuyor ki o vakitlerde ölmek, o civarlarda gömülmek isteyesin..

Bu Kategorideki Diger yazılar:


 Page 1 of 2  1  2 »
Twitter Takip
Ziyaretçi Defteri |  Mail Sayfası

|||

Aktif Ziyaretçi: 787

Toplam Ziyaretçi:

Yeni Temaya Geçiş Yaptım :) Umarım Beğenilir...
  • Kategoriler

  • Takvim

    Şubat 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Oca    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    272829  

© Tüm Hakları Saklıdır - Cafer Kara

alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!